Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

CUNDA’DA HIDRELLEZ

Saygıdeğer Papalina okurları Cunda’dan merhaba.

Bir 6 Mayıs daha geldi, geçti sessiz sedasız, yani hıdrellez; içim buruk buruk oldu. Eski curcunayı, o kalabalık insan dolu tekneleri aradı gözlerim ama bir tanesi bile yoktu. Neden mi? Bizim çocukluğumuzda hıdrellezin çok büyük önemi vardı. Bir gün öncesinden hazırlıklar başlardı. Yumurtalar haşlanır, rengârenk boyalarla boyanır, kurabiyeler yapılır, sarmalar sarılır, beşikler kurmak için ipler ayarlanır yani 5 Mayıs günü bir telaş, bir koşuşturmaca ile geçerdi. Ertesi gün sabah erkenden tekneler hazırlanır, çoluğunu çocuğunu, komşusunu tekneye dolduran büyük bir heyecanla kimi Tavuk Adası’na, kimi Çamlık’ a doğru yola koyulurdu bir an evvel bir ağaç gölgesi bulabilmek için. O kadar kalabalık olurdu ki, bir ağaç bulmak imkânsızdı. Sabah erken saatlerde gençler sahile iner, her biri kendine göre dilek yazar, kâğıdı denize atar, dileğinin olması için dua ederlerdi. Denizin üstü teknelerle dolup taşardı. Kimi sazını, kimi darbukasını, kimi udunu alır; akşama kadar büyük bir coşku içinde hıdrellezi kutlardı. Şimdi bakıyorum Tavuk Adası bomboş, Çamlık’ ta tık yok. Denizde gezen bir tekne göremedim. İnsanların senede bir gün eğlenmesi bile hayal oldu. Neden mi? Artık teknenize kimseyi alamıyorsunuz, yasak yani. Tekneniz profesyonelse, balıkçılık yapıyorsanız teknenize kimseyi alamazsınız. Çocuğunuzu, eşinizi tekneye alacaksanız ya onlara balıkçı ruhsatı alacaksınız ya da 400 lirayı gözden çıkaracaksınız. Yani şöyle diyeyim, 4 kişilik bir aile şöyle tekne ile bir tur atalım derseniz cezanız 1.500 lira. Değerli okurlar ben ve benim gibi denizden ekmek yiyen arkadaşların ailesini alıp gezdirmeye hakkı yok, yasak. Zaten adaya da gitseniz hemen önünüze bir levha geliyor, özel mülktür, çıkmak yasak. Buraya girilmez, orada gezilmez, şurada yürünmez, böylece hıdrelleze de gidilmez oldu. Bu ülkede çok merak ediyorum ne zaman bitecek bu yasaklar, galiba da bitmeyecek. Değerli okurlar nedir bu sahiplenme, sanki insanlar dünyayı karnına sokacaklar. Bazen Taş Kahvede otururken şöyle bir 30-35 sene öncesine gidiveriyorum. O eski insanların çalışkanlığı, muhabbeti; hiç işi olmayanlar bile sabah erkenden kahveye iner, elinde sepeti, sepetin içinde testeresi 5-10 tane aşı çubuğu, çayını içtikten sonra eşeğine binip yol kıyısında herhangi bir yerde olan yabani ağaçları aşı yapıp bizlere kazandırırlardı. Halen onların sayesinde armut, erik, badem gibi meyveleri yiyebiliyoruz, hatta yemiyoruz dallarını hoyratça kırıyoruz, yapraklarını yoluyoruz, kıymetini bilmiyoruz. Bir gün anlayacağız ama bundan sonra ki ağaçları kim aşılayacak, ben o güzel insanları hep rahmetle anıyorum. En güzel dünyayı onlar yaşadılar, mutluydular, huzurluydular, yasaksızdılar. Ya biz, biz mutlu muyuz, yetinmeyi biliyor muyuz? Hayır. O insanlar birer hatıra bırakarak göçüp gittiler. Bizler ne bırakacağız, biz neyle anılacağız? Anılacak mıyız? Anılacağız ama onlar gibi değil. Saygılarımla.            

Hasan TOSYA  (Balıkçı-CUNDA)

Haziran 2011, Sayı 25 


Share
 
 
 
 
 





 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

24/06/2018 Gün Ortalama:183  Bugün 62 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.166.233.99