Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

ÖLÜM ÜRETEN NÜKLEER SANTRAL İLE YAŞAMAK

Her şeye rağmen Akkuyu’da ki nükleer santralden vazgeçmek söz konusu değildir diyen iktidarın, halkın sesini dinlemesini öyle çok istiyorum ki. Nükleer santralle yaşamak istemiyorum diyen her kesin güçlü bir birliktelikle karşı duruşuna ihtiyaç var; elden ne geliyorsa yapmak gerekiyor.

Bu konuda neler konuşuluyor, nasıl tepkiler var okuyucularımız için göz atmak istedik.

Atıklar, nükleer santrallerin yarattığı en büyük sorun. Greenpeace'ten Hilal Atıcı anlatıyor: "Nükleer enerjiden ortaya çıkan radyoaktif atıklar hiçbir şekilde bertaraf edilemez. Dünyada güvenli depolama alanı yok. Bunlar, tamamıyla yasadışı olarak az gelişmiş ülkelere yollanıyor… Atığın yeniden işlenmesi denilen şeyse, nükleer silah hammaddesinin üretilmesi. İşleme sonucunda daha yoğun, daha hacimli atık meydana geliyor. Yeniden işleme için kullanılacak atıklarsa deniz yoluyla gönderiliyor. Bu da ayrı bir tehlike."

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Dündar, Çernobil'deki nükleer santral kazasını anımsatıyor ve "Nükleer santraller insan hayatını doğrudan yok ediyor" diyor. Dündar’a göre küçülen nükleer enerji sektörünün yeni pazarı Türkiye. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ise, Mersin Akkuyu‘da kurulmak istenen santralin, 6-7 büyüklüğünde deprem üretebilecek Ecemiş Fay Hattı‘na 25-30 km mesafede olduğunu söyleyerek uyarıyor.

Türkiye Çevre Platformu'nun (TÜRÇEP) koordinatörü Doç Dr. Tanay Sıdkı Uyar, nükleer enerjinin maliyetinin doğru anlatılmadığını söylüyor. Uyar’a göre santral maliyeti yalnızca ilk yatırım maliyeti değil. Güvenlik altyapısı, lisanslama, işletme ve kapatma maliyetleri var.

Elektriğin etkin kullanımı ve yenilenebilir enerjiler, rüzgar ve güneş ile Türkiye’nin enerji ihtiyacının çevreye ve bütçeye zarar vermeden karşılanabileceğini belirten Uyar’ın tespitleri şöyle:”Nükleer santralin yapımında harcanan enerji, santralin ürettiği enerjinin üç katı. Santralın kurulması, yakıt temini, atık depolaması ve kapatılması toplamda yaklaşık 30 milyar dolar. Rüzgar enerjisi, nükleer santralin ürettiğinin yarısını üretiyor. Buna rağmen aynı miktarda enerjiyi üretecek rüzgar enerjisinin  maliyeti üç milyar. Arada inanılmaz bir maliyet farkı var.”

Uyar açıklamalarına şöyle devam ediyor: “Sadece uranyumun zenginleştirilmesi için kurulan tesis, 2 bin megawatt'lık kömür santrali kadar elektrik tüketiyor. Nükleer santral, aslında enerji üretmiyor, tüketiyor. Harcadığının ancak yüzde 35'ini üretebilir. Nükleer santrallerin asıl amacı bomba yapmaktır; enerji üretmek değil."

Çevre aktivisti, yazar Özgür Gürbüz, Japonya‘daki santralleri Türkiye‘ye örnek gösteren Enerji Bakanın, "1. nesil, 3. nesil karşılaştırmasıyla" kafaları karıştırmak istediğini, 3. nesil santrallerin güvenirliliğine dair bir kanıt olmadığını söyledi.

Gürbüz;”Türkiye‘nin en büyük sorunu 1976‘da alınan yer lisansına dayanarak santral yapmak istemesi. O zaman Çevre Bakanlığı bile yoktu. Türkiye’nin, güneş enerjisinde  Avrupa birincisi, rüzgarda da ön sıralarda. Bunun yüzde birini bile kullanmıyoruz. Ucuz değil, güvenli değil, neden bu ısrar? Rüzgar, güneş enerjisi varken neden hala nükleer enerji?” diye soruyor.

ABD'nin 1978'den beri bir yenisini kurmadığı, Almanya'nın tüm kurulu olanlarını 2013'e kadar kapatmayı kararlaştırdığı nükleer santrallerin ülkemizde kurulmasını istemiyoruz! 

Hüsniye EDİZSOY 

NiSAN 2011, SAYI: 24 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

18/01/2018 Gün Ortalama:142  Bugün 20 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.163.39.19