Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

TORBA YASA TÜM HALKI VURDU

Torba yasayla, yalnız çalışanların değil, büyük çoğunluğun hakkını bir avuç kodamana hibe etmek için gereken önlemler gene alındı.

Çalışanların kazanılmış haklarının 12 Eylül Darbesi’nin hemen ardından önemli ölçüde yok edilmiş olması korkunç bir gelenek yarattı.   Kapital sahipleri  her istediklerini, şu ya dab u ölçüde, elde ediyorlar.  Sözkonusu yasa da bu alışkanlığın çok açık bir örneği:  çalışanlarlar için sömürge benzeri, güvencesiz bir ‘istihdam’ düzeni; genç işgücünün stajyer çalıştırma bahanesiyle neredeyse bedavaya getirilmesi;  işsizlik fonunun yatırımcılara peşkeş çekilmesi;  kıdem tazminatlarının da bir fona havale edilmesi (fonların nasıl yönetildiği malumunuz);  hepsinden önemlisi de vergi ve sigorta primi affı!...

Çalışanlarımız yasal biçimde protestolarını yapma hakkını kullanırken gene şiddete uğratıldılar.  Muhalefet işçilerin haklı olduğunu dile getirse de torbanın içindeki yasalardan  yargıyla ilgili olanı daha çok önemsedi.  Hak-İş bu arada tam bir sarı sendika tavrıyla Kıdem Tazminatı Fonu’nun işçilerin yararına olduğunu savundu.  Yukarıda da değinilmiş olduğu gibi, ülkemizde belirli amaçlarla oluşturulan fonlar bir sure çıkarılan yasalarla buharlaştırılır.  Örnek olarak işsizlik fonunu ele alalım;  bu fonun amacı emekçilere işsiz kaldıkları zaman gelir sağlamak ,için kurulmuştur.  Bu fonu dahi yeni iş alanları yaratmak bahanesiyle işverenin kullanımına sunmaya hazırlananıyorlar.  Hepsi bir yana, emeklilik fonlarımızı emanet etmiş olduğumuz SSK son 25 yıl içinde emekli maaşlarının alım gücünü üçte bire indirmedi mi?  Sözkonusu fonlar da gerçek faiz haddinin resmi faiz haddinden çok yüksek olduğu dönemlerde işverenlere ucuz kredi depsu olarak kullandırıldı.

Çalışanlarımızı çalışırken ya da emeklilikle iligili doğrudan uğratıllan hak kayıplarına bir nebze değindikten sonra gelelim kamunun, daha doğru bir deyişle sistemin kayırmadıklarının uğradıkları büyük kayba.  Bilindiği gibi Devlet yükümlü olduğu görevleri yerine getirmek için birtakım harcamalar yapar.  Bu harcamaları yapabilmek için de vatandaştan vergi alarak gelir sağlamış olur.  Devletimiz şimdi bu gelirin bir bölümünü zenginlere hediye ediyor.  Devletin görevleri arasındaki gelişmemiş bölgelere altyapı götürmek, sağlık hizmetleri, parasız eğitim gibi özellikle daha düşük gelir gruplarının  daha çok yararlandığı harcama kalemleri  bütçeden giderek daha az pay almakta.   Devlet vergi borçlarını zamanında ödemeyenlere, çalıştırdığı kişilerin sigorta primlerini yatırmayanlara neden af çıkarıyor ikide bir?  “Ana borcu affetmiyoruz; gecikme cezalarını yeniden yapılandırıp tümünü takside bağlıyoruz,” diyorlar.  Bunun Türkçesi, devletin alacağının bir bölümünü hibe ediyoruz; bir bölümünü de takside bağlayıp faiz yükünden kurtarıyoruz demektir.  Özürleri de kabahatlarinden büyük; yoksa hiç tahsil edemiyoorlarmış.  İş adamlarımız Türkiye Cumhurıyeti yasalarına uymakla yükümlü değil midirler ki borçlarını ödemeleri için ödün verilmesi gerekiyor?  Anlaşılan bu gidişi iyice benimsemişler; aksi halde vergilerini ödeyemeyecek kadar sıkıntıda olduklarını düşünmemiz gerekecek.  Türkiye lüks tüketim açısından dünyada en hızlı büyüyen piyasalardan biri olduğuna göre sıkıntıda olamazlar.  Öyle ya, bizi dünyada bu övünülesi(!) duruma herhalde emekçiler getirmemiştir.

Halkımızın kayıkçı kavgalarında taraf tutmak yerine bu gidişi durdurması umuduyla.

Ayşe S. KIRIKOĞLU

Şubat 2011, Sayı:23

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

24/06/2018 Gün Ortalama:183  Bugün 62 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.166.233.99