Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

ZEYTİN VE EMEK

Mevsimlik işçinin hakkı genelgede kaldı

Ölümsüzlüğün ve barışın simgesi, ana tanrıça Kybele’den bu yana tüm tanrıların ve tüm kutsal kitapların ağacı zeytin, onu hasat eden işçilerin yüzünü güldürmekte pek başarılı değil. Tabi bu suç zeytinin olamaz.

Geçen yıl da gazetemiz Papalina’da dosya halinde işlediğimiz zeytin konusu hasat mevsiminin başlaması ile yine gündemimize oturdu. 24 Mart 2010 tarihli Resmi Gazetede Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi ile ilgili yayınlanan genelge ile işçilerin bu yıl çalışma ve yaşam koşulları biraz olsun düzelmiştir diye düşündük. Ancak işçileri ziyaret ettiğimizde yaşam koşullarında hiçbir değişiklik olmadığını gördük. Oysa mevsimlik tarım işçileri için Balıkesir iline 1 milyon TL geldiğini duyduk. Bu para işçilerin barınma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için gelmiştir. Yeterli mi? Tabi ki değil ama bir nebze de olsa yararı olabilir.

Köylerinden, evlerinden, kendilerine ait hissettikleri güvenli ortamlarından uzak yerlere çalışmak için gelen işçiler, banyosuz, tuvaletsiz, mutfaksız ortamlarda yaşamak zorunda bırakılıyorlar.

Oysa yayınlanan genelgede;

·         İlçe Mevsimlik işçi İzleme Kurulu oluşturulacağı,

·          İşçilerin sağlıklı ve güvenli yolculuk yapmalarının sağlanacağı,

·         Ekmek ve yemek pişirme, çamaşır ve bulaşık yıkama ile tuvalet ve banyo mahalleri gibi asgari ihtiyaçların karşılandığı barınma yerlerinin işverenlerce karşılanacağı; bunların sağlanamadığı yerlerde; işçilerin yoğun olarak çalıştığı yerlere en yakın mesafede, alt yapısı il özel idarelerince hazırlanacak toplulaştırılmış uygun yerleşim yerleri oluşturulacağı,

·         İşçilerin barınacağı yerlerin elektrik, su, kanalizasyon, sağlık şartları uygun, işçi sayısına göre büyük hazine arazilerine yapılacağı,

·         İşçilerin bulaşıcı ve salgın hastalıklara karşı düzenli sağlık taramaları, çocukların gelişimi ve gebelik takipleri periyodik olarak yapılacağı, mobil sağlık ekiplerinin kurulacağı,

·         İşçilerin zorunlu eğitim çağındaki çocuklarının eğitimlerini devam ettirmek üzere; kendi yörelerindeki veya gittikleri yerlerdeki Yatılı Bölge Okullarına misafir öğrenci olarak alınacağı ya da taşımalı eğitimden yararlandırılacağı, çocukların okul kıyafetleri ve malzemeleri il/ilçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca temin edileceği,

·         İşçilerin sosyal güvenlikleri açısından mevcut durumları Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yürütüleceği, çocuk işçiliği ve çocuk emeğinin istismarı ile etkin mücadele edileceği,

·         Tüm bu tedbirler ve çalışmalar valiliklerin gözetim ve denetiminde icra edileceği,

·         Tüm bu faaliyetler için ihtiyaç duyulan kaynak, valilerce hazırlanacak projeler doğrultusunda 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 6. Maddesinde yer alan ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik altyapı yatırımları için işsizlik sigortası kaynaklarından aktarılacağı,

·         Çalışma döneminin başında ve sonunda o, il ve ilçede yürütülen faaliyetler, karşılaşılan sorunlar ve çözümler Mevsimlik Gezici Tarım İşçileri İzleme Kurulunda görüşülüp rapor düzenleneceği; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderileceği açıkça belirtilmiştir.

Yazılanların ne kadarı gerçekleşti?

İşçi barınaklarını gezip gördüğümüz kadarı ile henüz yazılanların ve verilen sözlerin hiç biri gerçekleşmemiştir. Zorunlu eğitim ve öğretim çağındaki çocukların okula gidemediği, barınılan yerlerin sağlıksız olduğu açıkça görülmektedir. 

İşçilerle görüşebilmek için saat 16.30’da yanlarına vardığımızda kadınların taşıma suyla çamaşır yıkadığını ve ekmek, yemek yaptığını; çocukların okula gidemediğini, bebeklerin tüm hastalıklara karşı korumasız olduğunu gördük. Hele kadınlar; tüm gün tarlada çalışıp barınaklarına döndüklerinde yemek ve ev işleri ile uğraştıklarını gördük. Ama konukseverliklerinden hiçbir şey yitirmeden bizi aşlarına çaylarına ortak olmaya davet ettiler.

Kendilerine genelgeden söz ettiğimizde, hiç birinin bu genelgeden haberdar olmadığını öğrendik. Kâğıt üzerinde tüm haklar var gibi görülse de gerçekler hiç de öyle değil. Ama onlar da yoksulluğun kader olmadığını biliyorlar. Yani onlar gerçeği biliyorlar. 

Barış dileyen ve barış isteyenler, zeytin dalından taç takmışlar başlarına. Soframızı zeytinyağı ile taçlandıran işçilerimizin emeğini taçlandıracak yetkilileri göreve davet ediyoruz. Bir sonraki hasat mevsimin daha huzurlu ve sağlıklı geçmesi en büyük dileğimizdir.

Havva TAYLAN

Sayı 22, Kasım 2010 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

16/01/2018 Gün Ortalama:142  Bugün 87 Ziyaret var  Sitede 2 kişi var  IP:54.91.48.104