Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

Panayia Kilisesi ve ÇAN

1863 yılında yapılan Panayia Kilisesi, Cunda Adası'nın en büyük ve en görkemli kilisesiydi. Yüksek duvarlarla çevrilmiş geniş bir avlunun içerisinde yer almaktaydı. Panayia Kilisesinin güney yönünde çok yüksek bir çan kulesi yer almaktaydı. Bu kule yörenin en yüksek çan kulesiydi.

İnsani ve doğal tahribata, çıkan yangına ve 1944 yılında meydana gelen depremden hasar görmesine rağmen bütün göz alıcılığıyla ayakta duran Panayia Kilisesi, 1954 yılında bir okulun yapımı sırasında yıkıma uğruyor. Kilisenin o muhteşem çanı ise 1935 yılında Sivil savunma seferberliği sırasında herhangi bir tehlike karşısında halkı uyarmak için bir araca gereksinim duyulduğu gerekçesiyle Profit İlia tepesine taşınıyor.

Hikayeyi Girit Mübadillerinden Cundalı Ali Onay beyin Panayia Kilisesi'nin İnşaası ve Yıkılışı* adlı yazısından sizlere aktarıyoruz.

1928 yılında, Mübadele öncesi Ayvalık'ın yerlilerinden Çakırakis ile babam arasında başlayan ticari ilişki samimi bir dostluğa varmıştı... Birgün babama yukarıdaki mahallede bulunan Panayia Kilisesi'ne gitmek için teklifte bulundu... Kilisenin güney yönünde çok yüksek bir çan kulesi vardı. Çakırakisle beraber kilisedeki gezintimizde çan kulesinin dibine geldiğimizde onun yine üzüldüğüne tanık oldum...

Çakırakis bir kaç defa daha "yazık, yazık" dedikten sonra anlatmaya devam etti. "Bu kilisenin inşasına bir Türk neden olmuştur". Babam şaşırarak "nasıl olur" dedi. Çakırakis devam eder;

"Moskonisi'de (Alibey Adası) yaşayan Rumlar tarafından çok sevilen Emin Ali Baltacı adında yetenekli bir demirci ustası vardı. Demirci üç gece üst üste aynı rüyayı görür. Rüyasında Azizler, şimdi içinde bulunduğumuz kilisenin yerini göstererek 'git söyle bu yere bir kilise inşa etsinler, kilisenin çanını da sen yapacaksın' derler. Ali Ağa ilk gece rüyayı önemsemez, doğal karşılar. Fakat ikinci gece de aynı rüyayı görünce şaşırır ve heyecanlanır. Yine de kimseye bir şey söylemez. Üçüncü gece Azizler kilisenin yapılmasıyla ilgili söylediklerinin ilgililere söylenmesi hususunda Ali Ağayı sıkıştırırlar. Biraz korkan fakat fazlasıyla heyecanlanan Ali Ağa yatağından fırladığı gibi soluğu Episkopos'un evinin kapısında alır. Kapıyı çalarak Episkopos'un uyandırılmasını ve anlatacak çok önemli şeylerinin olduğunu söyler. Episkopos, Ali Ağayı tanıyan hizmetkarı tarafından uyandırılır. Ail Ağa ziyaretinin sebebini anlatmaya başlar; 'Aziz peder bu saatte sizi rahatsız ettiğim için beni affediniz. Üç gecedir azizler rüyama girerek belirttikleri yerde bir büyük ve güzel bir kilise yapılmasını istediklerini size söylememi emrediyorlar. İnşa edilecek kiliseye uygun bir çanın da benim tarafımdan yapılmasını şart koşuyorlar. Bu konu için sizi rahatsız ettim.' Episkopos, 'Geldiğine çok iyi ettin, ben böyle mukaddes meseler için rahatsız olmam. Sen şimdi evine dön ve uyu, yarın sabah kiliseye gel. Ben Kiliseler Kurulunu ve Şehir Meclisini toplayarak rüyalarınızı kendilerine anlatacağım. Elbet toplantıda konu değerlendirilir ve bir karara varılır' diyerek Ali Ağayı gönderir.

Ali Ağa Episkoposun ellerini öper ve evine döner. Sabah olduğunda doğruca Episkopi olan Ayia Triada Kilisesine gider. Heyetler toplantı halindedir. Görüşmeler bittiğinde Ali Ağayı çağırırlar bir kez daha onu dinlerler. Daha sonra hep beraber rüyasında gördüğü araziye, yani şimdi kilisenin bulunduğu yere gelirler. O zamana kadar herhangi bir yerleşimin olmadığı bu boş arazi beğenilir ve kilisenin inşasına karar verilir. Yıl 1860. Derhal hazırlıklar başlar. Sarmısaktan gemilerle getirilen taşlar bütün ada halkının ortak çabasıyla limandan kilisenin yapılacağı tepeye kadar elden ele taşınır. Hızlı bir çalışma başlar. Adanın en büyük ve en görkemli kilisesi yavaş yavaş yükselmeye başlar. Bu arada Ali Ağa planlanan çan kulesine uygun büyük bir çanın imalatı için Almanya'nın Bochum Dökümhanelerine sipariş verir. Çanı yaptıranın isminin ve imal tarihinin çan üzerine yazılmasını da ister. Kilisenin inşaatı bittiğinde çan kulesi yörenin ve Ayvalık'ın en yüksek ve taş işlemesi bakımından en güzel çan kulesi olmuştu. Kilisenin inşasının bitiş tarihiyle çanın imal tarihi aynıdır; 1863."

Çan gemiyle limana getirildiğinde adanın bütün halkı toplanmış sevinç çığlıkları arasında çanı karaya çıkarmışlar, elbirliğiyle arabaya yükleyerek kiliseye götürmüşler. Çan kuleye çekildikten ve yerine asıldıktan sonra büyük bir törenle kiliseyi ayine açmışlar. Çan sesinin Midilli'den ve Anadolu köylerinden duyulduğunu büyük bir heyecanla anlatmıştı Çakırakis.

Kilisenin çan kulesi, alt bloğundan sonraki iki katı pembe sarmısak taşından, çeşitli motiflerle işlenerek inşa edilmişti. Görülmeye değer bir sanat şaheseriydi. Böyle işlemeli ve yüksek bir çan kulesi Ayvalık'ta olmadığı gibi İstanbul'da dahi görmedim. Ne yazık ki o çan kulesinden şimdi elimizde yanlız iki sütun başlığıyla bir sütun alt taşı bulunmaktadır.

Çan, Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir. Fakat hikayesinden arındırılmış ve ait olduğu yerden kopartırılmıştır. Alibey adasından, Ayvalık'a, oradan da Bergamay'a. Oysa çan adanın malıdır. Bergama'da ne olduğu bilinmeyen bir çan olarak görülmektedir. Adada ise tarihi temsil edecektir. Çan, Bergama'dan alınarak ait olduğu Panayia Kilisesi'nin yıkıntıları üzerine konularak herkesin görmesi sağlanmalıdır.

 

* İskenderiye Yazıları, Sayı 24 ( Alibey Adası’ndaki Panayia Kilisesi'nin İnşaası ve Yıkılışı Ali Onay)

Sayı 22, Kasım 2010 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

22/06/2018 Gün Ortalama:182  Bugün 78 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.158.15.97