Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

Kılavuzsuz Kurda Kuşa Yem

Bütün dünyada kitle turizmine karşı bir seçenek olarak gelişen ekolojik turizm (eko-turizm), yani doğanın değerini bilerek, çevreye zarar vermeden ve yöre halkının ekonomik yaşantısına katkıda bulunacak şekilde gerçekleştirilen faaliyetler, Türkiye'de de yaygınlaşmaya başladı. Eko-turizmde ziyaretçiler, korunması gereken bölgelerde ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşamıyor. Yerel turistik değerler ziyaretçilere açık, ama bu kayıtsız şartsız yapılamıyor.

Ülkemizde korunacak alanlar, yirmiye yakın yasa ve yönetmeliğin yanı sıra uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmışsa da bu yazılı yasaların ne kadarının hayata geçirildiği, bir başka tartışmanın konusu. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, korunacak değerleri açısından farklılık gösteren alanlar için dört statü belirliyor. Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiat koruma alanı. Bunu yaparken de, doğa ile insanın bütünleşmesinde dengeyi sağlayacak bir ara mekanizma olan alan kılavuzluğunu tanımlıyor.

Alan kılavuzluğu ile amaçlanan, bölgeye gelecek olan ziyaretçilerin yönlendirilmesi, korunan alana verilecek zararın önlenmesi ve yöre insanının koruma faaliyetlerine etkin katılımla ekonomik açıdan yarar sağlaması amaçlanıyor.

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı

Saydığımız statüler içinde kentimiz açısından özel önem taşıyanı ise tabiat parkı. Bu tanımlama, kendine özgü bitki örtüsü olan, yaban hayatı banndırma özelliğine sahip, manzara bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarını ifade ediyor. Türkiye'de, 2007 Nisan ayı itibariyle toplam 74.238 hektarlık alanı kaplayan 21 adet tabiat parkı bulunuyor. Bunların içinde Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, en büyüğü olması ve deniz kapsamlı tek tabiat parkı olması dolayısıyla dikkat çekiyor.

Ayvalık Adaları, 6717 sayılı kararla 21 Nisan 1995 tarihinde tabiat parkı ilan edildi. 17.950 hektarlık bir alana yayılan park, jeolojik ve jeomorfolojik değerleri, deniz ekosistemi, irili ufaklı 22 adasının olması, kumul-deniz-orman-adalar-sulak alan gibi, birden fazla ekosistemi ihtiva etmesi nedenlerinden ötürü bu statüye uygun görüldü. Park içinde endemik (dünyada yalnızca bir bölgede yetişen) ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bitkiler ve yine yüksek tehdit altında bulunan hayvan ve denizaltı canlı türleri bulunuyor.

Bölgeyi ziyarete gelenlere eşlik edecek alan kılavuzlan için ilk eğitim programı, 2006 yılında çıkanlan, alan kılavuzlarının seçimi, eğitimi, çalışma usul ve esaslan hakkındaki yönetmelik sonrasında 2007 Haziranında Ayvalık Adaları Tabiat Parkı'nda yürütüldü. Aynı yılın temmuz ayında 37 alan kılavuzu kimlik ve sertifika aldı. Ancak, yasal mevzuata uygunluk açısından istikrarlı görünen bu durum, ne yazık ki gerçeklikte pek anlam taşımıyor.

Alan Kılavuzları neden çalışmıyor?

Ayvalık Adaları Tabiat Parkında görev yapacak alan kılavuzları, yönetmelik gereği en az lise mezunu olan kişiler arasından seçildiler. Bu da, ekonomik yarar sağlaması beklenen yöre halkının büyük kısmını dışarıda bıraktı. Oysa amacı gereği, alan kılavuzluğu uygulamasının hem yıllardır bölgede yaşayanların bilgisinden, deneyimlerinden yararlanması hem de doğal olarak bazı faaliyetlerin kısıtlanacağı bölgede yeni bir ekonomik alan yaratması gerekiyor.

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı ile ilgili bir başka önemli sorun da, henüz hiçbir koruma faaliyetinin başlamamış olması. Alan kılavuzları, sertifikalarını aldıkları Temmuz 2007'den beri tek bir iş yapmış değiller. Bunun birkaç nedeni var:

Kuracakları dernek, vakıf vb bir oluşumun resmen tanınmasından sonra göreve başlayabilecekleri belirtilen alan kılavuzları, belki bu sertifikaya farklı amaçlarla ihtiyaç duyduklan için belki de ihmal nedeniyle, bir araya gelmeyi başaramadılar. Ancak zaten, alan kılavuzlarının çalışma esaslarını tanımlayan yönetmelikte bir oluşum kurma zorunluluğunun bulunmadığı, bireysel olarak da çalışabilecekleri görülmektedir. Yani, kılavuzlar aslında 2007 Temmuzundan beri resmen görevli olmalarına rağmen çalışmıyorlar. Çünkü, yetkililerce Tabiat Parkı'nda henüz ne kontrol ünitesi kuruldu, ne güzergâhlar belirlendi ne de bu yönde herhangi bir ciddi girişimde bulunuldu. Yalnızca, belli noktalara "AyvalıkAdaları Tabiat Parkı" ibaresi konmakla yetinildi. Kısacası, alan kılavuzları isteseler bile ziyaretçileri yönlendirme şansından yoksunlar. Şu an için tek yapabilecekleri, koruma kıstaslarına aykırı eylemleri, sorumlu oldukları birime bildirmek. Ancak bu bile pek olanaklı değil. Kılavuzlann, rapor yazabilmek için suçluya adını, soyadını sormaları gerekiyor! Resmi görevli olduğunun kimse tarafından bilinmediği bir kılavuzun, örneğin gece yarısı elinde zıpkınla sudan çıkan bir avcıya "Lütfen adınızı söyleyin; yetkililere bildireceğim" demesiyle nelerin yaşanabileceğini tahmin etmek zor değil...

Yöre halkının Tabiat Parkı ve yasal yükümlülükler hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmemiş olması da bir başka sorun. Oysa ki, zeytinlikleri, bazı yerleşim alanları ve denizinin büyük bir kısmı Tabiat Parkı kapsamında kalan Ayvalıklılar, koruma alanı içinde hangi eylemlerden kaçınmaları gerektiğini, aksi takdirde suç işlemiş olacaklarını bilmek hakkına sahipler.

Çıkmaz ayın son çarşambası mı?

Ayvalık Orman Şefliği'nden Tabiat Parkı Mühendisi Atasay Tanrısever, alan kılavuzlarının Ayvalık Adaları Tabiat Parkı'nda görevlerini yapmalarını engelleyen gecikmenin revizyon çalışmaları nedeniyle meydana geldiğini, Tabiat Parkı sınırlarına son şeklini verecek olan harita genel müdürlükten gelmeden hiçbir şey yapılamayacağını belirtiyor. Tabiat Parkı'nın 1995 yılında ilan edildiği düşünülürse, on dörtyıldır tamamlanmayan bu revizyonun acaba ne kadarı belirtildiği gibi tapu ve SİT koruma sınırlarındaki olağan çakışmalarla, ne kadarı son zamanlarda Ayvalık'a göz koymuş olan sayın sermaye sahipleriyle ilgilidir?

On dört yıldır bilfiil korunması gereken, iki yıldır da seçildikleri halde işbaşı yapamayan korumalarını bekleyen Tabiat Parkımız ne zaman gerçekten adına layık muameleyi görecektir?

Ve bu süre zarfında zarar gören bitkilerin, hayvanların, doğa ve kültür değerlerinin hesabını kim verecektir?

En anlaşılmaz olanı da; korunmayacak bir alana acaba neden koruma statüsü verilmiştir?

Meral Naymaner

Alan Kılavuzu

Temmuz 2009, Sayı 9


 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

16/01/2018 Gün Ortalama:142  Bugün 86 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.91.48.104