Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

Demokrasi Kent Kültürü

Bir kentte, kasabada yaşayan insanların, oraya sonradan gelenleri dışlamaya çalışması temelsiz, içi boş bir yaklaşımdır. Diğer yanda yaşadığı yeri sahiplenmenin ne kadar güzel bir şey olduğunun en güzel örneğini de Ayvalık örneğinde görebiliriz. "Ayvalıklı kim?" sorusuyla başlayalım önce. Bunun için Ayvalık'ın tarihine göz atalım; öyle çok eski dönemlere gitmeyelim de geçtiğimiz yüzyıl başına inelim. Osmanlı Devlet-i Aliyesi'nin temsilcisi bürokrat ve yardımcı hizmetlerden birkaç yüz kişinin torunları dışında o günden bu güne kalan var mıdır acaba? Hayır yok, mübadeleyle gitmiş hepsi. Yani buranın yerli halkı yok gibi. Adalardan gelen mubadillerin birkaç bin torunu var şimdi. Peki Ayvalık'ta (ilçe merkezi) yaşayan 40 bine yakın nüfusun büyük çoğunluğu kim? İstanbul'dan, Almanya'dan diğer başka yerlerden gelen insanlar...

"Ayvalıklı olmayanların burunlarını her şeye sokması" söyleminin ne kadar anlamsız-yersiz bir yaklaşım olduğu daha iyi anlaşılıyor. Hemşehrilik kavramına gelince; insanlar bir kentte doğabilir ve oralı olur. Memur-işçi olur tayinle gelir, işsizdir burada iş bulur gelir veya bir vesile ile burayı beğenir sever gelir yerleşir. İster zorunluluktan isterse seçerek buraya yerleşmiş olsun bu kentin yazgısına ortak olur. Güzelliklerinden gönenç duyar.

  • Arıtılmadan denize atık boşaltılmasına karşı çıkmak için buraya sonradan gelmiş olmak mı gerekiyor?

  • Trafik sorun sadece arabalı "dışardan gelme"lerin sorunu mudur?

  • Kent merkezindeki trafiği bunaltan, otopark sorununu artıran, esnafı işsizler ordusuna katan yerli veya çokuluslu tekellere karşı olmak için be şu ne de bu olmak değil Ayvalıklı olmak yeterli

Sorunlarına hep birlikte sahip çıktığımız Ayvalık'ın yönetiminden de denetiminden de hepimiz hem yetkili hem sorumluyuz.

"madem ki bu yerde yaşıyorum, buraya karşı sorumluluğum var, kendimi yarınlar için yeniden üretebilmemin gerekli koşullarını burada sağlayacağım. O halde ruh ve beden sağlığım başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarımı en iyi şekilde giderebileceğim bir yer olmalı burası" şeklinde düşünmesi o insanın en doğal en demokratik talebidir.

Sokağına tükürülmemeli, yerler çöplük haline getirilmemeli, kaldırımlar-yollar işgal edilmemeli, kentin en güzel yerleri rant alanına dönüştürülmemeli, temiz gıda üretilip, temiz bir şekilde satılmalı... Bunlar o bireyi doğrudan ilgilendiren ve çağdaş ülkelerde yaşama geçirilmiş konular. Bu konulardaki sorunları dile getirmesi, çözüm önerilerini iletmesi için Ayvalık'ta yaşıyor olması yeterlidir.

Yaşama dair ne varsa orada insanların söyleyecekleri, önerecekleri, eleştirecekleri şeyler de vardır. Yönetim ve denetim bir grubun, bir sınıfın, bir siyasal partinin belirlenmişlerinin tekeline bırakılmamalıdır. "Madem ki yönetimde ben varım, madem ki yüzde şu kadar oyla kazandım, erk bende; be ne istersem o olur"... istersem şurayı asfaltlarım, istemezsem asfaltlamam..., istersem fakire kalitesiz kömür dağıtır hava kirliliğinden erkenden kansere yollarım insanları.... "zaten horoz çok olan yerde sabah geç olur"...

Toplumun taleplerini tartışırken varsın sabah geç olsun, ortalık adam akıllı aydınlansın da!

Özetleyecek olursak; asıl sorun ne şu partide ne bu partide, asıl sorun insanlarımızın bireysel hak ve özgürlüklerine sahip çıkmasında . İşte demokrasiye, demokratik yaşama giden yoi.

Kutlu ÇERMİKLİ

Ocak 2009,Sayı 3 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

20/02/2018 Gün Ortalama:189  Bugün 2 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.167.62.170