Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

SENDEN ÖZÜR DİLEMİYORUM

Çeşmelerinden, sokaklarından, yıkık duvarlarından, hayat altındaki sarnıçlarından, ölmez ağaçlarından, denizinin tuzundan, Papalina'ndan, Taksiyarhis'inden, Çınarlı Camii'nden, kostik kokularının belleğimize yerleştiği fabrikalarından,bacalarından, Pateriça'ndan, Çıplak Ada'ndan; senden Ayvalık, senden özür dilememek üzere bu satırları yazıyorum.

'Özür dilenecek ne var ki ?' deme. Özür dilenecek günlerin yakınlığıdır beni böyle kederlere düşüren. Talan korkusudur, yağma kokusudur, ranttır, istiladır. Belki olmaz, belki yok böyle şeyler, belki kuruntumdur. Başka yerlere iyice özenir olduk; korkarım. Halinden anlayan çıkmaz diye endişenirim. Derdini soran olmaz diye üzülürüm. 'Para para para'cılar yakınlardadır; sesleri duyulur. Çıkarsız sevenlerini ya duymazlarsa diye kederlenirim. Kimin umurundadır ki bir yokuşun başındaki çeşmenden su akar mı akmaz mı ? Kimin umurundadır, tepelerinde rüzgarı kucaklamaya hasret değirmenlerin ?

Sana para para bakmasınlar istemem, seni rant rant görmesinler kıyamam. Üzerine çullanmasın kirli adımları. Masalara yatırıp seni bölüşmesinler. Değerinin karşılığı hesaplarda birikmesin, dayanamam. Faizlere düşmeyesin. Parsellenmeyesin. Seni emanet bilenlerin yürekleri dağlanmasın. Elin yoktur, tutasın ellerini; ayağın yoktur, gidesin; sesin yoktur, itiraz edesin. Elin olan, ayağın olan, sesin olanlar var ama. Biz söyledik türkünü, bizdik döktük gözyaşını, güldük senin yüzünle.

Sevdadan anlamazlar canımın içi. Ölmez ağaçlarının bilmezler değerini. Her şeye bir bedel biçmeyi bilirler. Satın alırlar, satarlar. Paranın yolunda bir durak görürler seni; korkarım. Ya seninle yetinemez olursak, ya başka şeylerin sevdasına düşer, başka hayallerde görürsek kendimizi ? Ah ki Güzelim Ayvalık, senden özür dilemek istemiyorum.

Öykülerin en hüzünlüsüne tanık oldun; bir başka dille göçtüler, bir başka dille geldiler; ses etmedin. Kaç kent var ki iki dil bilir ? Bağlarını sundun, zeytinlerini, denizini.. Yetti mi ? Yeter mi ?

Seni 'rakı balık' görenler var, duymuş muydun ? Sadece rakı içilip, balık yenir bilirler. Seni bomboş arazilerin var bilirler; 'ne evler yapılır !' Defineler saklıdır sende; delik deşik ederler. Suyun da paradır senin, rüzgarın da, denizin de, kumun da, evlerin de.. Hatta boşluğun bile paradır. Bunlardan haberin var mı ?

Hanidir benzemek istiyoruz, başka yerlere, başka kıyılara. Hep seni oralarla karşılaştırıyoruz. Seni çoğu zaman aşağılıyoruz, eksik görüyoruz, tamamlamaya çalışıyoruz. Şu da var ki tamamlananlara da oturup ağlıyoruz günün birinde, 'Eksikken ne güzeldi buralar' diye. Bazı yitimlerin dönüşü olmuyor, biliyor muyuz ?

Senden özür dilemek istemiyorum. Suyundan, rüzgarından, kumundan, sabahından, teknelerinden, gecenden, sarhoşundan, uykularından, manilerinden, anılarından, kapılarından, anahtarlarından, taşlarından, sabunundan, zeytinyağının acı tadından, selamından, kadehinden, efkarından, Ayışığı Manastırı'ndan, Güvercin Ada'ndan, özür dilemeyeceğim.

Ben bu hesap işinde yokum; sana kıyamam.

Özür dilemiyorum; beni bağışlama.

TURGUT BAYGIN

tbaygin@gmail.com 


 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

19/06/2018 Gün Ortalama:182  Bugün 23 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.166.141.12