Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

1 MAYIS SADECE EMEKÇİLERİNDİR

Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de 1 Mayıs değişik alanlarda anlamına uygun olarak kutlanmaya çalışıldı. 1 Mayıs’ın Taksim Alanı da dahil olmak üzere değişik yerlerde kutlanma taleplerinin tartışılması gündemdeki yerlerini alırken, yapıldığı yerlerd3ki toplumsal etkileriyle 1 Mayıs’ı geçirmiş olduk. Yaşadığımız körfez bölgesinde de 1 Mayıs’la ilgili var olan kitle örgütü, sendika ve partilerle neler yapılabilirliğiyle ilgili toplantılar yapılmıştır. İstanbul ve İzmir hatta Burhaniye tercihleri tartışılmaya başlanmış, bu süreç içerisinde Ayvalık Belediye-İş temsilciliğinin önce sadece sendikalarla görüşüp daha sonra çoğunluğu katma anlamında diğer parti ve sivil toplum kuruluşlarına yapmış olduğu 1 Mayıs’la ilgili toplantı yapma talebi gündeme gelmiştir. İkinci yapılan toplantıya BES, SES, Eğitim-İş, Halkevi, EMEP, CHP katılmışlardır. Katılımcılar 1 Mayıs’ın Ayvalık’ta yapılması halinde tertip komitesine katkıda bulunabileceklerini ve geniş katılımı sağlamaya çalışacaklarını ifade etmişlerdir. Ancak Burhaniye’de 1 Mayıs’ın yapılacak olması, Ayvalık’ta yapılıp yapılmamasını tartışma konusu yapmıştır. Aynı toplantıda Belediye-İş temsilcisinin genel merkezleriyle görüşüp daha sonra kararlarını bildireceklerini ifade edip toplantı sona erdirilmiştir. Belediye-İş temsilcisi arkadaş sonraki gün katılımcı arkadaşları arayıp, gerekli tertip komitesini oluşturamadıklarını, bir sonraki seneye daha geniş katılımlı olması için şimdiden çalışma yapılması gerektiğini söylemiştir. Bu görüşmelerden sonra katılımcı parti ve örgütler kendi bölgesel ve genel merkezlerinin belirlemiş olduğu yerlerdeki 1 Mayıs kutlamalarına katılmışlardır. Ancak hiç anlaşılmayan bir nedenle (bizce anlaşılır) 1 Mayıs günü kentimizdeki belediye işçileri (sanki sadece Ayvalık’ta belediye işçileri varmış gibi) Cumhuriyet alanına toplanarak 1 Mayıs kutlanmak istenmiştir. Doğal olarak sadece belediye işçilerinin katılmış olduğu 1 Mayıs olmuştur. Bize göre bu etkinlikte CHP’nin yörüngesi doğrultusunda katılımın az olması bilinçli olarak sağlanmıştır. Katılımın güçlü olması CHP’lileri ilgilendirmiyor, onlar için önemli olan medyada görüntü verip sahip çıkıyoruz izlenimi yaratmaktır.

Gelelim 1 Mayıs’ta CHP ilçe başkanı Hüsnü EROL’un yaptığı konuşmaya; Kurnaz bir şekilde CHP’den başka partilerin ve STK ların katılmamasını eleştirmekte 1 Mayıs’a kendilerinin sahip çıktığı izlenimini yaratmaktadır. Her ne hikmetse sanki başka CHP’li yokmuş gibi bir tek kendisi katılmış (nasıl sahip çıkmaksa!) olmasına herhalde bizden önce işçilerde bir anlam vermişlerdir. Şimdi gelelim 1 Mayıs sade solcuların mı sorusuna? Sayın ilçe başkanı 1 Mayıs, ne reformistlerindir, ne karşıdevrimcilerindir, ne gerici yobazlarındır, ne faşistleri, ne de sermayenindir, sadece tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de emekçilerindir. 1 Mayıs’la ilgili konuşacakların önce kendi geçmişlerine ve şu anda durdukları yere bakmaları lazım. Siyasi hayatları boyunca özellikle 12 Eylül’den bu yana bütün platformlarda, bütün alanlarda 1 Mayıs’a kimin sahip çıktığını, ölümler pahasına verilmesi gereken mücadelenin bir parçası olarak, kavgası da dahil olmak üzere devrimci mücadele verenlerin tavrı ortadadır. Ancak sizler ne yaptınız. 12 Eylül’den bu yana solcu edebiyatı yapıp sahte sahiplenmelerle emekçilerin oylarını sömürmenize rağmen, emekçilerin mücadele günü olan 1 Mayıs’ı neden partiniz mecliste önerge verip te anlamına uygun olmasını sağlayamadınız, neden yasallaşması için mücadele etmediniz. Oysa bunun onurunu bile AKP’ye verdirdiniz. Ancak bizler için AKP’nin yasal olarak vermesi zaten önemli değildi. Bizler zaten 100 yıldan beri alanlardayız. Sadece önümüzdeki yıllarda almış olduğumuz her hak gibi mücadeleyei daha ileriye taşımak için kitleselliğini ve görselliğini alanlara taşımaya çalışacağız.

Ancak CHP olarak yasallığın altında bile kutlamalara hangi kitlesellikle katıldığınız belli. Gelelim “birilerinin, işçiden emekten korkmalarını anlamsız buluyorum” sözünüze, sayın Hüsnü EROL işçiden, emekçiden kimin korktuğunu kendi siyasi anlayışınızı ve gerek muhalefetteyken gerekse hükümetteyken savunduklarınızı, çıkarmış olduğunuz yasalarla sermayeye mi emeğe mi hizmet ettiğinizi gözden geçirmeniz yeterlidir. Bizler emekçilerin, işçilerin hakları için her türlü polemiğe hazırız. İstediğiniz platformda, panelde halka açık olarak kimin emeğin mücadelesini verip ve bu ülkenin gerçek sahiplerinin kimler olduğunu tartışabiliriz. İsterseniz yaptığını son icraatlar olarak İzmir- Karşıyaka ve Bayraklı belediyelerinizde işçilere karşı yapmış olduğunuz taşeronlaştırma ve bir kısmının işine son verilmelerini gösterebiliriz. Bu ülkede taşıdığınız ayıpları saymamıza gerek yok. Bu yüzden lütfen popülizm yapıp emek mücadelesinden bahsetmeyin, işçi kardeşlerimizi de yanıltmayın. Emekçiler gerçek gücünü ve taşıdığı onurunu hiçbir zaman reformizme sahte solculara bırakmayacaktır. İşçi kardeşlerimiz de kendilerini gerçek anlamda savunanların çağrılarına kulak vermelidir. Emek mücadelesi, zorunlu olarak belli aşamalardan geçer bunlara mevcut yerellikler içindeki halklarla beraber ülke çapında sizler için verilen mücadelenin bir parçası olmalıdır. “Gemisini kurtaran kaptan” anlayışını işçiler ellerinin tersiyle itmeleri lazım.

Hasan ATİLLA 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

16/01/2018 Gün Ortalama:142  Bugün 86 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.91.48.104