Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

Hangi Aday Ne Vaad Etti

                   PARTİLERİN SEÇİM VAATLERİ ÜSTÜNE BİR TUR
 
      Kimi uçtu, kimi en uçuk fikirleri çok doğalmış gibi savundu, kimi makul olmaya çalıştı, kimi belediye olduğunu unutup sanki başbakanlığa adaymış gibi devasa vaatlerde bulundu. Ama sonuçta hepsi tek başına yönetmeye kalktı Ayvalık’ı.
       Kiminin arabası daha çok geçti yollardan, kimi daha fazla bayrak astı direklere. Kimi rakibini hastaneye yatırdı, ya da adaylıktan çekildiğini yaydı, kimi, kim daha uzun konvoy yapacak iddiasına girdi.  Derken gürültüsü, patırtısı, yalanı ve dolanı ile bir seçim daha  yaşadı Ayvalık.
       Bu hengame içinde her parti seçim vaatlerini ( projelerini ) anlatan binlerce broşürü dağıttı evlere, sokaklara. Oysa çoğu partili, hatta broşürleri dağıtanlar bile okumamışlardı kendi vaatlerini. Halkımız okumayı sevmez biliriz, biliriz de bu yüzden tüm broşürleri toplayıp sizin için bir aykırı özet yapmaya karar verdik.
       Yalçın Küçük, ki gerçekten küçüktür boyu çok kısadır tanırım kendisini. Ve tabi pek sevmeyiz kendisini. Bir kitabında bazı yazarları eleştirirken ‘ yazdığınız kitapları benim okuyacağımı da düşünerek yazsaydınız’ der. Biz de Papalina olarak partilere ve adaylara  bu broşürleri bizim okuyacağımızı da düşünerek yazsaydınız keşke demek zorunda kaldık.
        Vaatlerde -argo tabirle- uçuşlar serbest. Uçma oranı kiminde hat safhaya varmış, kiminde megaloman bir ütopyaya dönüşmüş, kiminde gerçekliğin yanından bile geçilmemiş,  kimi sadece ceğiz-cağız demiş ama hiç açmamış, bolca temellendirilmemiş soyut vaatlerin sıralandığı projeler sunulmuş halka. Sunulan projelerin eni, boyu, çapı nedir, kaç lira eder, belediye bütçesi yeter mi, bunlar unutulmuş. Dedik ya atışlar ve uçuşlar serbest. Tutabilene aşk olsun.
         Hadi şimdi bakalım neler yazmışlar: Öncelikle hepsinin ortak bir yanlışı belediye olmakla hükümet olmayı birbirine karıştırmışlar. Tümü de işsizliği çözme yarışına girmiş. Yav arkadaşlar belediyeler istihdam yaratma alanları değildirler.  İş ve işçi bulma kurumları hiç değildir. Çoğu belediyelerin bu yığılmalar nedeniyle yıllarca personel maaşını ödeyemediğini bilmiyor galiba  bu arkadaşlar. Bu popülist söylem tamamını esir almış. Kimi fabrika açıyor, kimi işverenlere davet çıkartıyor, kimi ‘ çarşıda işi mutfakta aşı olmayan vatandaş ‘ bırakmıyor.( son cümle BBP vaatlerinden)
         Hazır BBP demişken isterseniz buradan başlayalım: A. R. Saygan’ın  ‘ Vadediyorum’ başlıklı projelerini anlattığı yazının 26. maddesinde  ‘ eski ve yeni hali tüp geçit ile birbirine bağlamak ‘tan bahsetmiş. Oradaki kotun deniz seviyesinin altına düştüğünü ve dere yatağının altına inmek gerektiğini kimse bu arkadaşa söylememiş herhalde… Ayrıca ne gerek var bu masrafa hiç aklımız ermedi! 17. vaat ise bizi bayağı şaşırttı ‘ Ayvalıklılar ile kol kola girerek baş belası sit-i aşmak ‘ demiş. Demeseymiş keşke. Seninle kol kola girmeyelim kalsın. Bu maddenin Türkçe meali şu: El ele Ayvalık’ın içine edelim. Biz nasıl koruyacağız Ayvalık’ı derdindeyiz, adam nasıl yok ederimin derdinde. Kalsın almayalım,  bize sit lazım. Size bol sitsiz günler. Ayrıca sanayi projeleri listesinin 5. maddesinde ‘Mescid ve PTT şb.’  demiş. Valla vaat bu kadar, devamı yok. Açacak mı, kapatacak mı yazmamış. Ancak biz bunu doğal olarak açmak diye anladık. Anladıkta PTT şubesi açmanın belediyenin mi Ulaştırma Bakanlığının mı görevi olduğunu anlayamadık. Hadi hayırlısı! Durun daha bitmedi. Başka bir projeler listesinin 8. maddesinde ‘ Yamaç paraşütü ve travers yürüyüş projesi’ demiş. Azıcık Ayvalık meraklısı bilir ki bu kentin tarihteki eski adlarından biri bin bir rüzgarlı şehirdir. Ciddi ve bunca bol rüzgarı olan bir yerde yapılmayacak tek spor yamaç paraşütüdür. Hadi hayırlı uçuşlar!
 Hep BBP mi var sandınız, yanıldınız, sırasıyla geliyoruz.
            Sıray’ın ‘Çağdaş Ayvalık için yeni projelerle geliyoruz’ broşürünün hemen ikinci maddesi ‘ liman marina projesi ‘.   İyi güzel,  lazım tabii!  Lazım da, insan yer seçerken önce bir fizibilite çalışması yapar değil mi? Hadi diyelim ona zaman kalmadı. Bi de ne gerek var daha adaylığın ne olup olmayacağı (ya da nereden olup olmayacağı ) belli değilken bu araştırmaya para harcamaya diye de düşünmüş olabilir, o da haklı. Tamam, bu da kabulümüz, ama en ucuz fizibilite raporu bir balıkçıya sormak. Bunun için para da istemez kimse. Haa belki de o paraların az bir kısmını seçim öncesi Papalina’ ya  önerecektir, nereden biliyorsunuz değil mi.  Neyse lafı uzatmayalım ortalık karışıyor laf uzadıkça. Kısacası denizin en sığ yerine liman yapılır mı be Sıray? Oradan balıkçı tekneleri zar zor geçiyor, senin ve Hasan ‘ın gemiler nasıl geçer oradan?
Bunca hicivden sonra Sıray’ın hakkını da teslim edelim. Eski Ayvalık için çoğu aday bir tek laf etmezken ve çeşme onarmaktan öteye proje sunmazken, (CHP gibi) Sıray 16. ve 17. vaatlerinde buna gerçekten fazlasıyla önem ve yer vermiş. Sıray’ın toplam 27 projesi diğer adaylarla karşılaştırıldığında olabilirliği en yüksek ve makul projeler arasında sayılabilir. Gerçi Sıray’ ın projelerinin farklı yazılımları neredeyse her adayda da var sayılabilir. Liman yeri hariç tabii. Ancak sıkıntı şurada ki yeni olan, diğerlerinden kendini ayıracak olan hiçbir proje yok Sıray’ da.
            Gelelim Tüfekçi’ ye; rakamsal olarak en fazla vaadi Tüfekçi yazmış. Tam 38 vaat var broşüründe. İçinde neler mi var, bi bakalım. İkinci maddede  öğrencileri ücretsiz taşımaktan bahsetmiş, valla ben eskilerin yalancısıyım. Bunu ilk duyan baldızım  ‘ aaaa sakın unuttu öğrenci pasolarını kaldırdığını ‘ diye tepki verince, olayı biz de öğrenmiş olduk. Tabii söylenecek tek şey, hafıza-i beşer nisyan ile malüldür, gerisi laf. Broşürünün   dokuzuncu maddesinde  yol genişletmekten bahsetmiş. Mesela Atatürk Bulvarını nasıl genişletecek yazmamış. Genişletecem dedin mi nasıl olacağını da yazıcan ki inandırıcı olsun değil mi? Şimdi bulvarın sağı bina, solu bina, bu nasıl olacak? Yoksa yanlarından mı çekicen,  hıı,  anlamadım nee?  35. maddede ‘ kimsesiz yaşlıların bakımı için yaşlılar bakım evi kuracağız ‘ demiş. Demiş de, bir: bunu  hangi tepeye kuracağını belirtmemiş,  iki: yapınca kime devredeceğini yazmamış. Sizce de doğru değil mi ‘ey sayın okuyucu’ ? (bu cümle de P. Maden’e öykünme ) Tabi bir farklı uygulanabilir projesi de yok değil Tüfekçi’nin. 19. maddede ’ Burhaniye çatısından Altınova çatısına kadar olan yol güzergahında: zeytin, zeytinyağı, sabun, Ayvalık tostu, lor tatlısı ve balık tanıtım ve satışını sağlayan iş yerleri kurma….’ projesi var. İşte bu farklı bir proje. Ayvalık’ı teğet geçen turistler açısından küçük ve hoş ticaret ve mola noktaları oluşturulabilir. Üstelik maliyeti çok yüksek bir projede değil. Yeter fazla üzmeyelim Tüfekçiyi, biz sıradakine geçelim.
           DSP yi atlamamak lazım. Özge Toygar ‘ Halkımızla El Ele Aydınlık Güzel Günlere ‘ demiş broşürünün kapağında. Lakin içinde halkımızla el ele belediyeyi yönetmek için hiçbir vaatte bulunmamış. Doğal olarak, o da diğer adaylarla aynı kulvara yuvarlanmış. Yani sadece proje sıralamak ortak kulvarına. Broşüründeki vaatlerinde numara yok, ama biz üşenmedik saydık ( hatta birleşmiş iki paragrafa bile dikkat ettik öyle saydık ) tam 24 projeden bahsetmiş. Bunlardan en ilgimizi çekeni ‘ Ayvalık için içme suyu baraj projesinin bir an önce ihale edilmesi için çalışılacaktır ‘ demiş. İyi de etmiş. Etmiş de bu baraj madem ihale aşamasında o zaman nerede, kim yapacak, belediye yapacaksa hangi parayla yapacak, nereden bulacak bu parayı hiç belli etmemiş. Böyle olunca da o da uçmuş tabii. Niye uçmuş dedik, şundan: mevcut Madra barajı hem sulama hem de Ayvalık, Altınova ve Dikili için aynı zamanda içme suyu barajı olarak da yapıldı. Tabi sayın Toygar bunu atlamış. Neyse gelecek sefer daha dikkat eder.  Durun bitmedi. Yine Toygar tüm kamu binalarını bir yere toplamaktan bahsetmiş. Ayvalık’taki kamu binalarını şöyle bir hatırlayalım: PTT, hastane, maliye, emniyet, meteoroloji, ziraat, hükümet, sonracığıma adliye sarayı vb. vb. Şimdi bunların hepsi kamu binası. Bunları; kim, niye, hangi yetkiyle, hangi parayla, neden, nereye, nasıl, ne zaman taşıyacak. Ya da bu görev belediyeye mi kaldı?  Belediyenin işi gücü bitti de boş zamanlarında hobi olarak mı bunu yapacak anlayamadık. Bayağı iyi uçuş değil mi?  Şimdi çevreciler sıkı durun – ki Ayvalık’ta en az beş grup var- Toygar  ‘ adaların turizme açılması için her türlü gayret gösterilecektir’ buyurmuş. Size yalvarıyorum aman ne olur gayret göstermeyin. Bırakın dağınık kalsın. Bi adalar kaldı onların da içine etmeyin.  Bak sevgili abukat kardeşim tamam razıyız sen baraj yap,  kamu binalarını yan yana getir, ama ne olur adalara ilişme. Onlar öyle yalnız ve sensiz kalsınlar… Oh be iyi ki seçilmemiş!
         Gelelim AKP adayı M. Soylu’nun projelerine: Projeleri en kapsamlı ve en detaylı olan onunkiler. Soylu’ nun  Projeleri  diğerlerine göre çok daha özenli ve dikkatli hazırlanmış. Projelerinin tamamı Türközen’ inki gibi ilgili fotoğraflarla desteklenerek görsel olarak daha güzel bir sunum yaratılmış. Ancak Soylu’nun iktidar partisinin adayı olmasından mı nedir bilinmez,  projelerinin kapsamı ve mali boyutu insana ‘hop bi dakka ne oluyoruz be abi’ dedirtiyor. Soylu’ nun projelerini okuyunca belediye başkanlığına mı aday, yoksa, başbakanlığa mı aday insan karıştırıyor. Neden mi?  Bak şundan be ağabeycim 1- Bu kadar proje belediyeyi çok ama çok aşıyor.   2- Bu projelerin bir kısmı belediyelerin görevi değil.   3- Bir kısmına da zaten gerek yok.
           Daha ilk projesinde, yani istihdam projesinde uçuş başlamış. Bakalım ne demiş: ‘İzmir-Çanakkale yolunda sanayi bölgesi yapılacak, 5 yılda 5 fabrika kurulacak’ demiş. İyi de, hangi fabrika, hangi ihtiyaçtan, kim tarafından, neden buraya yapılsın be arkadaşım. Aha İzmir hemen şuracıkta iken, her türlü kolaylığı varken, liman burnunun dibindeyken neden buraya yapsınlar cancağızım, neden? Bi de bu 5 fabrikayı kim yapacak. Sen yapacaksan hiç olmazsa ne fabrikası olduğunu yazsaydın. Yok başkası yapacaksa, nasıl başkasının adına bu kadar kolay söz verirsin, yok devlet yapacaksa bu mümkün değil, onlar eldekileri satmakla meşgul zaten, vesselam anlayamadık bu 5 te 5 formülünü. Serbest bölge projen de aynı buna benziyor. Aman serbest olmasın, kalsın. Valla billa kalsın. Kalsın ki azıcık da bize doğa kalsın. Serbestin kaplayacağı kıyılar insanlara ve balıklara kalsın.   
          Hadi senin de hakkını yemeyelim. En olması gerekli, makul  ve farklı proje  ‘Gönülyolu Köprü Projesi ‘ . Durun çevre dostları, ayaklanmayın ve de beni linç etmeye kalkmayın. Vallahi ben de en uslanmaz çevrecilerdenim, ben de sizdenim, ama adam doğru söylüyor. Niye mi? bir dinleyin:  ‘Gittikçe kirlenen iç denizin sirkülasyon yapmasını sağlayacak ‘ önemli bir proje. H. B: Türközen’ in dikkatine sunulur.  Ayvalık evlerine ilgi göstermesi de olumlu projelerinden biri. En azından çeşme onarmanın ötesine taşmış. Haaa bi de şu kordon projesi tam açılmamış. Bu alanda ne kadar deniz doldurulacak hiç söylenmemiş. Tabii deniz doldurulacaksa bu da hiç hoş bir proje olmamış o zaman!
 
         Efendim efendim efendim! Gelelim burnundan kıl aldırmaz H. B. Türközen’in  projelerine. Aslında üzerinde en çok durulması ve konuşulması gereken projeler – yapılan ve yapılmayanlarla- onun projeleri. Çünkü beş yıl iktidarda kalması ve bir beş yıl daha iktidarda kalacak olması nedeniyle en fazla onun projeleri incelenmeli. Doğal olarak biz şu ana kadar projelerini gerçekleştiremeyecek olan, yani seçilememiş adayların projeleri üzerinde, biraz da mizahi bir dille ve çoğu zaman hicvederek ele aldık. Ancak sayın başkanın projeleri üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Bunun da daha kapsamlı bir yazıda ele alınması gerekiyor. Bu nedenle CHP’nin projelerine ayrı bir yazıda yer vereceğiz. Ancak hazır CHP’ye kadar gelmişken hemen kapıyı kapatmayalım isterseniz.
      Efendim biz Kuzey Egenin en büyük limanına demir atmış gemiyi görünce dayanamadık. Hemen atlamayın o 2010 yılı projesi diye. Broşürdeki yazıyı biz de okuduk, biliyoruz.  2010’u da bekleriz. Biz projeye değil  gemiye taktık biraz. Şimdi bu gemi ne zaman geldi de biz görmedik. Şöyle yanına varıp SLR Nikon’umuzla, 24 mm. geniş açımızla (f. 1.4)  tam kısık diyaframda, en geniş alan derinliğinde, 1/250 hızda (estantanede ) bi fotoğraf çekemedik .  Çekip de Papalina’ya haber yapamadık. Kıskançlığımız o yüzdendir. Bu gemi ne zaman geldi, balıkçılara sorduk ‘biz görmedik’ dediler. Çıplak adada yalnız yaşayan amcaya sorduk, geçerken açık denizden sen gördün mü diye, o da görmemiş. Liman yetkililerine sorduk, sustular ve bizimle dalga geçer gibi bıyık altından güldüler. Allah aşkına bu gemi o boğazı nasıl geçti? Ne zaman geçti? Hangi baba bu geminin yükünü çekti? Gören varsa bize söylesin. Biliyoruz bu fotoğrafın broşürde yer almasında  H. B. Türközen’ in  bir suçu yok.  Gemiyi bir tek Banu hanım görmüş zaten,  bizimki hani yakalamışken biraz mavra yapmak.
          Ancak mavrası olmayan konumuz sayın başkanın geçtiğimiz beş yılda projelerinin  % 95’ ini tamamladığını söylemesi. Varsayalım H. B. Türközen’in 20 projesi olsun, varsayalım diyoruz dikkat edin. Örnek olarak verdik rakamları.
1-Her biri bir milyon TL  tutarında 19 projeyi gerçekleştirmiş olsun. Bu 19 projenin toplamı 19.000.000 TL eder.  ( varsayalım bunlar kaldırım, yol vb. olsun )
2-Yapılmayan 20. projenin maliyeti de 38.000.000 TL olsun. ( varsayalım bu da arıtma tesisi olsun )
ŞİMDİİİ:
Tekrar 1- Bu 19 proje sayısal olarak projelerin % 95’ine tekabül eder, ancak hacim olarak % 33’e tekabül eder değil mi?
Tekrar 2- Yapılmayan 20. proje sayısal olarak %5’e tekabül eder, ancak hacim olarak %66’ya tekabül eder değil mi?
Bu nedenle projelerimin %95’ini gerçekleştirdim demeniz bize pek inandırıcı gelmedi. Siz muhasebecisiniz ne demek istediğimizi anlamışsınızdır! Gelelim son sorumuza: Siz bu % 95 hesabını neye göre yaptınız biz anlamadık . Hani azıcık açıklayıverseniz diyoruz.

         En sona ÖDP’nin broşürünü bıraktık. Neden diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Hemen cevap verelim: Diğerlerinden tek gerçek farklılık ÖDP broşüründe vardı da onun için. Peki neydi bu kocaman fark da onu diğerlerinden ayırıyordu. Projeleri miydi? Hayır, değil. Peki ya neydi fark.  Aday Ahmet Köken aslında farkı daha broşürün kapağında yazmıştı BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ  diye. İşte tüm diğer partilerden onu ayıran fark bu iki sihirli kelimeydi.
       Herkesin öyle ya da böyle birçok projesi vardı ama ÖDP’nin farkı bu projelerin nasıl, kim tarafından ve ne şekilde hayata geçirileceğini açıklamasıydı. Broşürün ilk sayfasında ‘Halkçı, Katılımcı, Şeffaf, Demokratik Yerel Yönetim’ başlığı altında yansıtılan anlayış, Mahalle Meclislerini esas alan, oradan kent konseyini örgütleyen bir  katılımcı bakış açısını ele alıyordu. Sadece bu kadar mı farklılık? Elbette hayır. Katılımcı bütçe anlayışları ile halkla birlikte  belediye bütçesinin nasıl yapılacağının ipuçlarını veriyordu. İşte tüm sürece halkı katan yeni bir anlayışı savunuyor olması nedeniyle ÖDP’nin ve adayı Ahmet Köken’in projesi diğer parti ve adaylardan farklıydı.
              Sonuç olarak: Seçime katılan partilerin projeleri üzerinde bir tur attık. Elbette gözümüzden kaçanlar olmuştur, bizi sübjektif de bulmuş olabilirsiniz.  Belki çoğunuzun hoşuna gitmemiş de olabilir, ancak bir kere de olaya Papalina’nın gözüyle bakın istedik.
         
         
 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

24/06/2018 Gün Ortalama:183  Bugün 62 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.166.233.99