Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

KIYILARIMIZIN HALİ 2

Geçen ay çıkan sayımızda, Ayvalık’ta kıyıların insanlara değil, insanlar dışında her türlü rant alanlarına ayrıldığını vurgulayarak, meydandan marinaya doğru yürümeyi denemiştik. Denemiştik, ama bir türlü yürüyememiştik. Önümüze çıkan çeşitli engeller olmuştu. Bu yazımızda da yeni gümrük binasından başlayarak, eğer geçebilirsek Armutçuk kıyılarına ulaşmayı deneyeceğiz.

Öncelikle geçen sayımızda belirttiğimiz eleştiriler sadece bugün iş başında olan yerel yöneticilere değil, kıyılarımızın önemini algılamayan ve bu karmaşada katkısı olan, gelmiş geçmiş tüm yerel ve kamu yöneticilerine aittir. Bu yüzden Ayvalık’taki kıyı yağmasında, kim kendi zamanında gerekeni yapmamışsa suçlu olan odur.

Ayrıca, geçen yazımızda migros ve opetin ruhsatının olup olmadığını da sormuş, ancak yanıt alamamıştık. Şimdi sorumuzu yineliyor ve sadece belediyeden değil, diğer yetkililerden de sorumuza yanıt arıyoruz.

Evet, kıyıdaki MİGROS ve OPET’ İN RUHSATI VARMI YOK MU? Varsa ne için verilmiş bir ruhsat, -kapsamı anlamında- yoksa nedendir bu göz yumma?

Şimdi dönelim bu sayıdaki konumuza; ve başlayalım yürümeye. Önce estetiğin ulaşabileceği son nokta olan Gümrük binasından başlayalım. Ünlü İspanyol mimar Gaudi mezarından çıkıp gelse ve bizim gümrük binasını görse, kıskançlıktan çatlardı herhalde, ‘ben niye böyle bir tasarım hayal edemedim’ diye. Çokça üzerinde durmak istiyoruz ve bu yüzden bir kez daha vurgulamak istiyoruz; gelişmişlik ya da modernite, yüksek gökdelenler, dışı aynalı binalar değildir. Burası da İstanbul Maslak değildir. Burası Ayvalık.

Bu kentin, kendi dokusu, kendi kimliğiyle özdeşleşmiş kendi mimarisi var. Bu kente önce belediye saygı duymak zorundadır. Belediye bu kente saygı duymaz ise, bunu başkasından istemek hakkı da yoktur. Vatandaşın eski evlerinde yaptığı tadilatta, evin eski yapısını sorgulayan belediye, dönüp birde bu çirkin metal ve cam yığını binaya baksın. Baksın da utansın.

Ayvalıkta yapılan iki yeni bina buna yanıttır aslında. Birincisi müteahhit Halil Sözer’ in Sefa mahallesinde yaptığı yeni ev-hemen yolun kenarında olan-, diğeri de yeni balıkçı haline varmadan yolun solunda yapılan Ayazma Pansiyon. Belediye yetkilileri önce bu iki yapıya iyice bir baksın, sonrada gümrük binasına. Baksın da Ayvalık’a yaptığı bu saygısızlıktan dolayı halktan özür dilesin.

Çok konuştuk şimdi biraz yürüyelim. Ama nereden yürüyeceğiz. Çünkü gümrük binası bitiyor ve biz tam işte kıyı-kıyı derken, hevesimiz kursağımızda kalıyor. Kalıyor çünkü artık kıyı kaybolup gidiyor elimizden. Ve bir daha da göremiyoruz denizi ve kıyıyı.

İlk kez Ayvalık’a geliyorsanız ve işte geldik, şimdi o masalsı kenti göreceğim dediğiniz anda ve de tam da Ayvalık’a girmişken -yani tam kırlangıç fabrikasının olduğu yere gelmişken- kıyıya bakmayı deneyin bakalım ne göreceksiniz?

Niye susuyorsunuz öyle? Neden sessiz kaldınız, yoksa sesiniz mi kısıldı? Anlayamadık ne dediğinizi, biraz yüksek sesle söylermisiniz ne gördüğünüzü? Hadi utanmayın canım suç sadece sizin değil, siz ve sizden önce herkesin suçu. Yerel yöneticilerin, ilçenin mülki amirlerinin, yaşayan halkın, sözde çevreci dernek ya da grupların, – ki Ayvalık’ta kişi başına bir tane düşüyor bunlardan - vs. vs. vs… Bakın bakalım sağ tarafınıza, en güzel yerlerde ne göreceksiniz? Odun depoları, yıkık fabrika artıkları, tekne tamir yerleri, paslanmaya bırakılmış devasa saç depolar, iki adet benzin istasyonu, ulusoy firmasının yazıhanesi, anlamsız boş alanlar vb. vb. Yani bırakın kıyıda yürümeyi, denizi bile göremezsiniz burada. Oysa şehrin en güzel yeridir burası ve Ayvalık’a ilk gelenlere hoş geldin der bu kıyılar. Ama ortada ne bir kıyı nede bir düzen vardır. Nerede ise kocaman bir çöplüğü andırır buradaki o devasa karmaşa.

Gördünüz mü, yine yürüyemedik bize ait olması gereken kıyılarda. Bizim yerimize odun depoları, benzin istasyonları seyreder manzarayı.

Yeter artık! Ne zaman insan önce gelecek bu kentte? Artık şehrin dışına çıkartılma vakti gelmedi mi bu yerlerin?

Önce insan diye düşünmeye başlayın, sonu gelir zaten. Bizim sizi uyarmamıza gerek kalmadan. 

Şükrü KAYGISIZ

Ocak 2009, Sayı 3

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

20/02/2018 Gün Ortalama:189  Bugün 2 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.167.62.170