Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

DENİZİMİZDE TEHLİKE ÇANLARI

Merhaba değerli Papalina okurları, söze çok ama çok üzgün olduğumu ifade ederek başlamak istiyorum. Neden mi? Birkaç gün önce Ankara’dan kötü bir haber geldi. Bu haber herkesi ama bizi yani ekmeğini denizden kazananları daha derinden ilgilendiriyordu.15 Nisan’da son bulan “ışıkla gırgır avcılığı” yine delinmiş ve katliama 1,5 ay daha süre verilmişti, yani avcılık uzatıldı. Yasaklar niye konur biliyorum da niye delinir onu düşünmek bile istemiyorum. Diyeceksiniz ki denizlerde yasaları kimler koyar mutlaka ki bilenler vardır ama ben yinede bilmeyenlere bilgim dahilinde anlatmaya çalışacağım. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’nde yılda iki üç defa toplantılar düzenlenir. Bu toplantılara S.S.Su Ürünleri Kooperatif Birlikleri, Su Ürünleri Fakülteleri, Araştırmacılar yani denizle ilgili tüm sivil toplum örgütleri Başkanları, tabi Sahil Güvenlik Komutanlığı da dahil. Ben Ankara’ya gittiğim yani en son 2008 yılıydı, toplam 13 tane Bölge Birliği vardı, şimdilerde arttı mı bilmiyorum. Orada toplanmanın sebebi konulan yasakların denize ne gibi fayda sağladığı tartışılır, eğer konulan yasakların faydası olmadıysa fakültelerin ve araştırmacıların raporlarıyla makul bir zaman seçilir ve yasakların tarihlerinde oynamalar olur. Ben bugüne kadar hiçbir fayda ve iyileşme görmedim, neden? çünkü oraya gelenler hep keseri kendine yontar da ondan, ne vardı da yine uzatıldı, yine mutlaka amca, dayı ilişkileri. Bakanlıkta gırgırcıların bu sene hava şartları kötüydü, çalışamadık, kredilerimizi ödeyemedik diye yakarışları bazı yandaş Fakülte Dekanları’nın da baskısıyla al sana katliama 1,5 ay izin. Yahu siz 40-50 metre gemilerle denize açılamadıysanız küçük balıkçı ne yapsın.6-7 metre teknelerle bu insanlar denizden ekmeğini nasıl çıkarır hiç düşündünüz mü? Bu insanlar derdini kime anlatsın? Onların derdini Ankara’da anlatacak Birlik Başkanları kendi derdinde, çünkü onlar büyük. Araştırmacı, dekan desen onun cipinde Bakanlığın kapısına kadar bırakılıyor. Bizim balıkçımız da beklesin ki hakkını koruyan birileri var, hiç kimse yok kardeşim hiç kimse, sana senden başkasından fayda yok. Geçen gün bir gazetede Selahattin Duman ağabeyimizin bir yazısı vardı hoşuma gitti (Denizde olandan bitenden haberimiz olmuyor, koskoca derya bu, üstelik Bakanlığı neyim de yok. Başı kıçı belli olmayan deryalara “Hüsmen Ağa’nın tarlası” muamelesi yapıp, Tarım ve Köy İşlerine bağlamak ise ayrıca incelenmesi gereken bir akıl.) Siz ne dersiniz? Bence haklı. Bakın sayın okurlar bir ihlaldir aldı başını gidiyor. Artık ben denizde profesyonelim, ekmeğimi buradan çıkarıyorum demek neredeyse suç gibi bir şey. Eğer gerçekten balıkçıysanız en az bir okul çantası dolusu evrak teknenin baş tarafını da yangın tüpleri, simitler, can yelekleri, ışıklandırmalar, pompalar, fişekler sanki denize ilk defa adım atıyorsunuz. Hatırlatayım eğer bunlardan biri yoksa veya evrakınızın tarihi iki üç gün geçmiş ise cezanız 350 ile 1000 TL arası, bu ceza profesyonele, ekmek yiyene, alın terine. Diğer tarafta yeni türeyen bir balıkçı gurubu var, sözde amatör balıkçılar, altına bir Zodyak veya bir Polyester çekip, bir takım elbise de aldı mı her yer senin, evrak istemez, tüp istemez, kiminde bayrak bile göremezsiniz. Ne yapar bu sözde amatörler; kanun gereği 5-6 kilo balık, ahtapot vs. avlama hakkı var, ama onlar biz denize çıkmadan denizdeler. Onların gözünden kaçtıysa eğer, bir balık veya bir ahtapot ta biz yani bu işten ekmek yiyen yakalayacak. Ha bu arada gerçekten amatör balıkçıya da saygım sonsuz.

Değerli okurlar ben her gece saat 1’de denize çıkıyorum. Gece ışıkla dalış yapanları görmemek nerdeyse mümkün değil, Zodyakçıların yanı sıra bir araba gurubu var, cuma başlar pazar biter, bu gurup İzmir’den gelir. Kimdir bunlar? Kuyumcu, marketçiler vs.vs. yani vuracağı balığın parasına ihtiyacı olanlar! Ayvalık’ımız denizi bir darbede bunlardan yer. Yani gelen vurur, giden vurur. Diyeceksiniz ki bu adamlar nasıl bu kadar rahat, evet bende aynı şeyi soruyorum. Evet, sevgili okurlar bu denize şefkatle yanaşanı bulmak, görmek nerdeyse yok gibi. Ha birde size uyarıda bulunayım, denize açılırken öyle elinizi, kolunuzu sallayarak geçmeyin, sağa sola dikkat edin, size uçak bile çarpabilir! Şimdi dedelerimize yahu dede sorma bugün benim ağları uçak yırttı dediğinizde acaba nasıl bir tepki verirlerdi diye hep düşünürüm. Bunca olandan sonra denizin hıçkırıklarını ve bizlere yeter artık insaf dediğini duyar gibiyim.

Hasan TOSYA (Balıkçı-CUNDA)

Nisan 2010, Sayı: 18   

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

17/01/2018 Gün Ortalama:142  Bugün 70 Ziyaret var  Sitede 2 kişi var  IP:54.91.48.104