Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

MESLEK LİSESİ MEZUNLARI VE ÜNİVERSİTE

11 Nisan’da girecekleri YGS sınavının yanı sıra gençlerimize uzun süredir bir de katsayı bunalımı yaşattık. Koyun can derdinde, kasap et derdinde olunca…

Her işimizde olduğu gibi meslek lisesi mezunlarının üniversitelere girme hakkı konusunda da sapla samanı birbirine karıştırdık. Gene büyük çoğunluk savunduğu dünya görüşünün rozetini taktı ve ülkemizin gençlerini bizimkiler ve sizinkiler diye ikiye ayırdılar. İki taraf da sizinkiler olarak gördükleri gençler üzerinde bıraktıkları etkiyi düşündüler mi acaba! Yakın geçmişimizde ‘bizden olmayan’ yaklaşımının devlet adamı kisvesindeki duyarsızlara gencecik çocukların idam kararlarını onaylatmış olduğunu hatırlarsak, düşünmemişlerdir.

Meslek lisesi mezunlarının, daha doğrusu İmam Hatip Lisesi mezunlarının üniversitelere girmelerini istemeyenlerin başlıca endişesi laik olmayan bir eğitim görmüş olan bu gençlerin kamu görevlerine getirilme olasılığı. Endişelerindeki haklılıkları tartışılamaz. İktidarın dayatmasının arkasındaki gerçek niyetin bu olduğu açık. Kamu görevlilerinin dünyevi işlere dinsel inançlar ışığında baktığı ülkelerin özellikle aydın vatandaşların korkulu rüyası olduğu da kesin. Ancak İ.H.L. mezunlarının üniversite eğitiminden uzak tutulması gerçek sorunu çözmez.

Gerçek sorun meslek lisesi olarak kurulmuş olan İ.H. liselerinin ülkenin imam hatip ihtiyacından kat kat fazla mezun vermesi ve söz konusu mesleklerde çalışamayacak kız öğrencilerin de bu liselere alınmasıdır.

Sorunun esas kaynağı genelde meslek lisesi uygulamalarındaki aksaklıktır. Bilindiği gibi söz konusu liselerin temelini oluşturan meslek okulları Cumhuriyetin ilk yıllarında ara elemanlara duyulan büyük ihtiyacı karşılamak amacıyla kurulmuştu. Mübadele sonucu ülkenin sanat ve zenaat erbabının büyük bölümünü kaybetmiştik. Devletin sanayi hamlesi de bu elemanlara ihtiyacı arttırmıştı. Önceleri elemanlar yurtdışında eğitim gördüler; sonra da meslek okulları açıldı. Ancak, ne yazık ki, bu okulların mezunları bir süre sonra kendi sahalarında çalışmamayı seçtiler. Bunun bir nedeni kendilerine sunulan sosyoekonomik koşulların doyurucu olmaması, diğeri de aldıkları eğitimin onlarda aranan nitelikleri veremeyişiydi. Meslek okullarının süresi uzatılıp müfredat uyumu sağlanarak lise statüsü kazanmalarından sonra üniversiteye girme hakkı kazandılar. O zaman da dikey geçiş niteliğindeki bölümlere girenlere ayrıcalık sağlayan puanlama sistemi başlatıldı ve çoğu bölümün mezunları bu ayrıcalıktan yararlanmakta. İ.H.L. mezunları ise bu ayrıcalığı kullanıp İlahiyat fakültelerine girmek yerine, düz lise mezunlarıyla boy ölçüşebildikleri her bölüm için eşit koşullarda yarışmak istiyorlar. İ.H.L.ne kendi isteği ile girmeyen, belki de yaşamında değişiklik yapmak isteyen öğrencinin yerinde olmayı kim ister? Doğru çözüm imam ya da hatip olmayacakların düz liseye gitmelerini sağlamaktır. İlk adım İ.H.L.nin sayısını azaltıp, onların yerine parasız yatılı öğrenci sayısını arttırmak olmalıdır. 

Ayşe S. Kırıkoğlu 

Mart 2010, sayı: 17 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

22/06/2018 Gün Ortalama:182  Bugün 93 Ziyaret var  Sitede 3 kişi var  IP:54.92.153.90