Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

Numan Kaptan Diyor ki

Sayın okurlar; lütfen herkes şu soruyu kendine sorsun isterim. Ben Ayvalık’ta yaşayan bir insan olarak nasıl bir ayvalık isterim. Bir insan olarak kendime layık gördüğüm gibi yaşayabiliyor muyum? Soru bu. Pekiyi buna her şahıs kendi açısından çok çeşitli cevaplar verebilir. Mesela bozulan mimari, gürültü ve görsel kirlilik ve buna benzer bir sürü şeyler. Örnekler çok olabilir, yani herkesin görüş penceresi ve açısı değişiktir ve normaldir.

Sayın okurlar; lütfen herkes şu soruyu kendine sorsun isterim. Ben Ayvalık’ta yaşayan bir insan olarak nasıl bir ayvalık isterim. Bir insan olarak kendime layık gördüğüm gibi yaşayabiliyor muyum? Soru bu. Pekiyi buna her şahıs kendi açısından çok çeşitli cevaplar verebilir. Mesela bozulan mimari, gürültü ve görsel kirlilik ve buna benzer bir sürü şeyler. Örnekler çok olabilir, yani herkesin görüş penceresi ve açısı değişiktir ve normaldir.

Ben bir denizciyim, bu memleket, Ayvalık, var oluşundan bu yana zeytinden ve denizden beslenir.Turizmde var diyenleri ben hiç dinlemek istemiyorum. Ayvalık’ta 80’li yıllarda başlayan turizm balondu, hepimizin elinde ucuz birer toplu iğne ve hep bir elden batırdık bu balon patladı.

Şimdi gelin benim penceremden denize ve balıkçılığa bakalım. 70’li yıllara kadar Ayvalık’ta denizden çıkan balık, şimdiki Deniz Emekçileri Derneği olan yerde Balıkhane idi ve herkes tuttuğu balığı oraya getirir, orada müzayede usulü ile halka açık satılırdı. Satılan balığın balıkhane memurunca %9’u Miri adı altında bir kısmı kooperatife, bir kısmı Belediyeye kalmak suretiyle değerlendirilirken, balıkçının da balığı attırma usulü ile satıldığı ve değerlendirildiği için, balıkçı da huzurluydu. Balıkhanede bu kuralların işlemesi için 4–5 kişi istihdam ediliyordu. Yani her şey düzenli ve kayıt altındaydı.

70’li yıllarda balıkçı barınağı da yapılmıştı. Balıkçı balığını huzur içinde tutup sattığı gibi, işi bitip teknesini barınağa bağlayıp evine huzur içinde gidiyordu. O yıllarda kötü havalarda hiçbir balıkçının kayığı kırılacak kaygısı olmadan rahatça evinde yatıyordu. Önce balıkhane lağvedildi, bütün kurallarıyla ve gelenekleriyle ortadan kalktı ve akabinde balıkçı barınağı diye yapılan barınak da Setur İşletmesine verilip balıkçılar oradan dışarı çıkarıldı. Bütün Ayvalık halkının bildiği gibi her sene fakir denizcilerin ekmek tekneleri göz göre göre Batı Rüzgarlarında kırılıp batıyor ve bu olay yıllardır fakir denizcinin kanayan yarası. Bu durum ilk başta dediğim gibi Ayvalık’ta geçim zeytin ve deniz, yani demek ki halkın yarısı olan denizciler devamlı aldatılıyor. Her seçimde bütün adaylar balıkçı barınağı vaadinde bulunurlar, bu vaatler denizcinin ve etrafının reylerini alıncaya kadar geçerli olur. Neticede denizciye kayığına girip çıkacak bir iskele değil bir rıhtım bile yapmazlar. Bu yazdıklarımın çok çarpıcı bir örneği deyin, belgesi deyin ne derseniz deyin yeni yapılan balıkhane. Ayvalık’a “yakışan” bir mimarisi ile tam karşımızda yapılmadan evvel önerilerimiz oldu fakat ben mimariden anlamadığım için kaale alınmadım. Yine soruyorum, sahil yolu ile balıkhane rıhtımı arasında kalan kısımda kayıklar bağlanıyor, sahil kısmına bağlayan denizcilerin kayıklarına girme çıkma şansı var, çünkü rıhtım var. Balıkhane tarafında bağlayan teknelerin denizcileri bu şansa sahip değil.

Ayvalık’ta kaç tane mimar var bilemem ama, bu yapının mimarının merak edilmemesi hayret. Bunu ben ta başından beri merak ediyorum ve onun için paylaşmayı istedim. Maksadım kimseyi kırmak veya üzmek değil, ama bunu yapanlar hiçbir deniz kenarında gezip bir rıhtım örneği görmedi mi diye sormak gerekmiyor mu? Güzel bir mimari dağ başında olsa rağbet görür, bu yapı hiç rağbet görmedi. Hiçbir şekilde kullanışa elverişli olmadığı gibi itici. Ayvalık’ın balıkçı esnafı buna da bir çare bulmayı balıkçı dükkanları açmakta buldu ve çok da isabetli oldu. Bu balıkhanenin yanında iki tane denize dökülen lağım var, o müthiş koku balık kokusunu dahi bastırıyor. Hiç olmazsa balık alan vatandaş dükkanlarda temizlenen balıkları gönül rahatlığıyla alır gider.

Temennimiz balıkhaneyi yapan mimarlar denize akan lağımlara da bir çare bulurlarsa, doğru düzgün rıhtımlar yaparlarsa, koku alma ve göz zevkimiz yerine gelir inşallah. 

 

Mart 2010, Sayı: 17 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

21/02/2018 Gün Ortalama:188  Bugün 62 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.221.17.234