Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

Numan Kaptan diyor ki

“Ben Ayvalıklıyım” demek, teleffuz ederken çok kolay ama gerçeği yaşamak hiç kolay değil. Bizden önce yaşanan Ayvalık’ı yaşamak gibi bir arzumuz bir çabamız var mı ki? Bunu önce kendimizden bir sorgulayalı8m. Gçen yazımda 24 adamızdan bahsetmiştik. Bu adaları önce tanıyalım biliyor musunuz bir Çıplak Ada’mız var? Rumca ismi Yimnos. Buranın bir tahıl ambarı olup 70’li yıllara kadar mükemmel ekilip biçildiğini ha keza bir diğer adamız İncirli Ada’da da aynı şekilde kayıklar dolusu tahıl taşınırdı. Ayrcı çıplak Ada’nın bamyası ve börülcesi çok meşhur aynı zamanda bu adamızın üzerinde bir köyümüz var. Eskisi gibi kalabalık yaşamasa da birkaç kişi hala yaşamakta. Adaya has bir kavun çeşidini az da olsa ekip yetiştirmekte ve kavun en azami iki kilo olur, bu kavun çeşidi Fatih’in Ayvalık’a gelmiş olduğu zamandan özerklik verildiği zaman ve adada kilisenin inşasına izin verdiği zaman kendisine ikram edilmiş, o zamanlar saray sofralarına gönderiliyormuş bu kavunlar. Bu kavunu tarif etmem için bal kavanozu demem gerek.

“Ben Ayvalıklıyım” demek için bu adaya gidip voltanı atıp balık tutarken bir teneke i çinde börülce haşlayıp aynı yanan ateşin üstünde balığın boklu kebap yapıp ekmeğini de aynı ateşte ısıtıp kuyudan aldığın soğuk suyla rakını da doldurduysan çakılların veya erişte otlarının üstüne kurduğun çilingir sofrasının sonunda bir duble de o nefis kavunu meze yapıp günün kavuşmasını seyredersen o zaman “ben Ayvalık’lıyım” dersin ki. O zaman ben sana inanırım bunları yapmam için çok malzemeye lüzum yok. Küçük bir tencere, küçük bir şişe ayvalık zeytinyağı birkaç limon adada kayalar üstünde doğal tuz var ve ekmeği biraz bol al. Bu pikniği aynı zamanda kış aylarında da yapabiliriz. Nasıl mı malzeme yine aynı farklı bir şey varsa kendi elinle karadiken yani deniz kestanesi toplayıp ayıklayarak gene içine zeytinyağı ve limon yanında da rakı ve su şişe değil kuyu suyu.

Bu adamızda  bir kırmızı çakar fener  var, bu fenerin bulunduğu yerde eski zamanda şimdiki gibi güneş enerjisi sistemi olmadığından görevli fenercinin kalacağı mükemmel taş yapılı birkaç adalı binası ve mükemmel bir saracı bulunmakta ayrıca 200 metre ilerisinde kuyusu mevcut fakat maalesef bina atıl ve tam fener binası.

Önünde bir de fenercinin kayığının barınağı mevcut olup arası da yılların darbeleri ile kaybolmak üzere böyle olduğunu bile bile oraya gidip iyi ve kötü manzarayo seyrederken mutlak bir hayal dünyasında yolculuk olur.
Şimdi gidelim  İncirli Ada’ya bir kısa gezinti yapalım. Bu adanın her tarafında berrak suyu şahane kumsalı var. Fakat ne yazık ki ismiyle anılan incir ağaçları kesik nedeni de 80’li yıllarda en son kalan incir ağacını neden kestiler diye sorduğum orayı eken biçen o günkü şahıs bana Giritli şivesiyle olan Türkçesiyle “ma ne yapayim tam ekini biçecektim yemişin altinda namkör insanlar gölgede oturup piknik yapıyorlar. Benim ekin kül oldu ben da ağaci kestim” yani anlayacağınız bir ağaç dikme düşüncemiz olmadığı gibi ağacı kesmek bize daha kolay geliyor. Yani sözün kısası Çıplak Ada’da Allah’tan birkaç ağaca sahip çıkıldığı gibi cumhuriyetten sonra bir hayır sever diyebileceğimiz vatandaşımız mevcut alandan sonra bir miktar çam ağacı dikerek Çıplak Ada’ya bir don gömlek giydirdi adanın ismini sembolleştirdi ama İncirli Ada’mızda son incirin kesilmesi ile ne donu kaldı ne gömleği. Gelecek sayımızda İlyosta Adası var.

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

17/01/2018 Gün Ortalama:142  Bugün 21 Ziyaret var  Sitede 2 kişi var  IP:54.242.115.30