Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

BENİ DUYUYOR MUSUNUZ

Saygıdeğer Papalina okurları Cunda’dan merhaba.

Söze, koruma kelimesine artık ne kadar çok kızgın olduğumu ifade ederek başlamak istiyorum. Belki bana içinizde kızanlar olacaktır ama dededen toruna Cunda’da yaşayan biri olarak bu yaşadığımız sıkıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum. Son günlerde sıkça duyduğum ve artık sıkıldığım koruma kelimesi, bu kelimeyi artik duymak istemiyorum.(Gerçekten adamızı korumak isteyenlere değil bu serzenişim. Gerçek çevre dostları ve Cunda’yı sevenler beni anlayacaktır umarım.) Nedir bu koruma hastalığı, sarmış herkesi? O kelimeyi kullananlar mı korumuş Cunda’yı bu güne kadar? 80 küsur sene neredelerdi ki şimdi ada halkını her şeyden soyutlamaya, yaşam özgürlüklerini ellerinden almaya kalkıyorlar. Biz ada halkı olarak, bundan büyük sıkıntı duyuyoruz.

Yıllar önce birileri gelmiş denizi araştırmış, bundan balıkçının haberi olmamış, neden? Balıkçı ne zarar vermiş ki denize? Zeytinci ağaçları mı sökmüş? Burada bunca yıldır yaşayan insan neye zarar vermiş ki, şimdi bu insanları soyutlamaya kalkıyorsunuz. Yıllar önce insanlar hastaneye gidecek yol bulamazken, yollarda hayatını kaybederken, yokluk içinde bu adada yaşarken siz neredeydiniz? Biz mi zeytin ağaçlarını talan ettik, binlerce binayı biz mi diktik, bunca pisliği, kirliliği biz mi yaptık? Biz doğaya bu kadar zarar verdiysek, sizler neden her şeyi yerli yerinde buldunuz?

Bu kadar koruma koruma diye bağıranlar denize 24 saat akan kanalizasyonu neden görmezler? Hiç sordular mı ki, sizler neler yapıyorsunuz, rahat mısınız diye, değiliz, değiliz değiliz, olamayacağız da.

Anıtlar Kurulu diye bir şey var, adam evinin bahçesine tuvalet yapmış, sekiz sene ağır cezada yargılanmış. Diğer tarafta adam çamların içine bina doldurmuş, eski yurt binası ‘koca bir anıt’ yıkılmaya terk edilmiş. Nerede bu kurul? Adamın tuvaletini bahçesinde görür de, o koca anıtlar neden kimsenin gözüne batmaz? Birileri gelir bir gecede koca kiliseyi kaldırır, götürür bunu kimse görmez. Evet, yanlış okumadınız, akşam oradaydı, sabah balığa giderken kilise yerinde yoktu. Cundalı mı o kiliseyi oradan almış? Cundalı bu adanın hiçbir çimine bile zarar vermedi kardeşim. Asıl zararı verenler işte bu koruma koruma diye bağıranlar, bazı çıkar çevrelerinin avukatlığını yapanlar. Ama unutmasınlar ki, bu yargıladıkları insanların ödediği vergi ile maaş alıp evine ekmek götürüyorlar. Adamın bir yerinden çıkar bir gün.

Bakın değerli okurlar o kadar doluyum ki sizlere anlatacakları mı yazmaya kalksam herhalde papalina gazetesi almaz. Şimdi 70’li yıllarda bu halkın yaşadığı trajik bir olayı sizlere anlatayım. Mağdurlardan biri de rahmetli dedem. Büyük dedem mübadelede Girit’ten geldikten sonra devlet onlara değeri karşılığında “Çıplak Adasında” arazi satmış. O zamanki yoklukla büyük dedem bu arazinin bedelini ödemiş.70’li yıllarda Ankara’dan birileri gelmiş, size, adaya traktör getireceğiz deyip dedemlere boş kâğıda imza attırmışlar ve hiçbir hak talep etmeksizin elimizden o araziyi almışlar. Hatta rahmetli babam o zaman 500–600 lira gibi bir para da mahkeme ücreti olarak ödemiş. İşte biz böyle bir ülkede yaşıyoruz. Ama ben dördüncü kuşak olarak onlara hakkımı helal etmiyorum.

Evet değerli okurlar kiracı olduğumuz şu dünyada insana, doğaya değer verene, namusu, gururu ve şerefi için yaşayanlara ne mutlu. Saygılarımla.

Hasan TOSYA (Balıkçı-CUNDA)

Temmuz 2010, Sayı: 20 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

22/06/2018 Gün Ortalama:182  Bugün 92 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.92.153.90