Ayvalık'ta Hava

Canlı Kameralar

Suyun Özelleşmesine Karşı Durduğum İçin Yargılanıyorum

DİKİLİ BELEDİYE BAŞKANI OSMAN ÖZGÜVEN:

“Ben ücretsiz hizmet ürettiğim için değil, suyun özelleşmesine karşı durduğum için yargılanıyorum. Eğer ücret söz konusu olsaydı, diğer ücretsiz ürettiğim sağlık ve ulaşım hizmetlerinden de yargılanırdım.”diyen Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven’i Ayvalık Pir Sultan Abdal Derneği, geleneksel Çarşamba Günü toplantılarına davet etti.

Biz de Papalina ekibi olarak kendisini dinleme olanağını yakaladık. Bu söyleşide Osman Özgüven’in sosyal belediyecilikle ilgili söylediklerini kendi ağzından anlatmayı uygun gördük. Çünkü örnek bir belediyecilik sunmaya çalışan başkanın söyledikleri diğer belediyeler için de ışık olacak konumdadır. Tabi gören göz ve işiten kulaklar varsa. Biz sunalım dedik, isteyenler nasiplensin.

“1984 yılının son günlerinde belediye başkanı oldum. Dikili demokrasi kavramı ile Türkiye’de yerini aldı. Ben de bununla gurur duyuyorum. O gün ile bugün arasında çok fark yok. Bugün de demokrasiden uzak bir hükümet yönetimi içindeyiz.

Belediye başkanlarının en önemli görevi kanalizasyon, temizlik, su; yani kısaca altyapı işleri değildir. Bunlar zaten yapılması gerekenlerdir. Belediye başkanı aylarca görevinden uzaklaşsa da bu işler belediye çalışanları tarafından yapılır. Hiç kimse belediye başkanının yokluğunu bile hissetmez.” dedi.

Sosyal Belediyecilik Örneği Dikili

Belediye başkanlarının gerçek görevi, sosyal yaşama katkıdır. Eğitim, barınma, kültürel gereksinimler gibi. Belediyeler yerel hükümetlerdir. Parlamentosu da meclisidir. Biz merkeze insanı oturttuk. Meclisimizi oluştururken bu kişi bize kaç oy getirir diyerek ucuz hesaplar yapmadık. Halkımıza ve demokrasiye kimler katkı sunacaksa onlarla meclis oluşturduk.

Suyun yaşam hakkı olduğunu savunduk. Su para ile satılmamalı. Dünyada sudan elde edilen rant ortadadır. Belediye başkanları kesin tavrını koymazsa 15-20 yıl sonra içecek suyu bulamayacağız.

20- 25 yıl önce Dikili’ye su Altınova’dan, 20 km mesafeden taşındı. Asbestli borular ile getirilen sudan birileri zengin oldu. Oysa Dikili’de su vardı. O zamanlar hepimizi uyuttular.

İller Bankası’na jeotermal enerji için başvurduğumuzda, suyu paralı yapmam için dayatmada bulundular. Biz de reddettik ve devletten beş kuruş almadan jeotermali ilçemize kendi olanaklarımızla getirdik.

Ben ücretsiz hizmet ürettiğim için değil, suyun özelleşmesine karşı durduğum için yargılanıyorum. Eğer ücret söz konusu olsaydı, diğer ücretsiz ürettiğim sağlık ve ulaşım hizmetlerinden de yargılanırdım. İlçemizde, şehir içi ulaşım ücretsiz. Ulaşım ile ilgili dava açılmadı. Doktor muayenesi ücretsiz. Bunun için de dava açılmadı. 1TL veren tüm tahlillerini yaptırabilir. 5TL veren röntgen çektirebilir. Biz suyun özelleşmesinin karşısında durduk. Su yaşamdır dedik. Suyun vanası başka ellere geçmesin, vana halkın elinde olsun dedik. Bu onları kokuttu. Çünkü suyu özelleştirme planlarını bozuyoruz. Bu davadan yargılanırken hiçbir parti ve belediye başkanı yanımızda olmadı. Bize hiç kimse destek vermedi. Ama tek başıma da olsam sonuna kadar su yaşam hakkıdır demeye devam edeceğim.

Dikili, jeotermal ile ısınıyor. Alternatif enerji kaynaklarına destek vermiyorlar. Çünkü alternatif enerjiler (Jeotermal, rüzgâr, dalga, güneş) bedava. Bu enerjilerin üzerinden rant sağlayamazlar. Doğalgazın vanası halkın elinde değil. İstedikleri gibi halk ile oynuyorlar. Biz bütün okulları ve diğer resmi kurumları ücretsiz ısıtıyoruz. Halk da 50- 60 TL’ye ısınıyor. Sistemi 5000 konut üzerinden yaptık. Yoksul insanların ücretsiz ısınabilmesi için de elimizden geleni yapıyoruz. Jeotermalin vanası bizim elimizde, mavi enerjinin vanası onların elinde.

Yel değirmenlerine karşı savaşıyoruz gibi görünse de savaşmaya devam edeceğiz. Demokrasiyi, demokrasiye inananlarla yaşatabiliriz. Dediğim gibi kim kaç oy getirir düşüncesiyle meclis oluşturmadık. Dikili örneğini yaşatmalıyız.

Bir yatırım eksik olabilir. Bu yıl borçlarımızdan dolayı festival yapmadık. Oysa bu güne kadar hiçbir festivalde belediyenin bütçesini kullanmadık. Belediyeden beş kuruş harcamadık. Yine ücretsiz yapabilirdik ama işçi ücretlerini dört ay geriden öderken festival yapamazdım. Emeğe saygısızlık olurdu.

Bir kültür merkezi oluşturduk. Hacı Bektaş Veli Derneği’ne yer verdik. Kilise için yer isteseler, onlara da veririm. Tüm inançlara aynı mesafedeyim. Kültür derneğimizde çocuklarımız müzik, edebiyat, halkoyunları, tiyatro gibi etkinliklerde bulunuyorlar. Yer vermek yeterli değildir. Bu çalışmalara destek olmak gereklidir.

İşsizlik tüm ülkede olduğu gibi, benim ilçemde de büyük bir sorun. İstihdam için “Seracılık, Bin İnsana Bin İş” gibi projeler üzerinde çalışıyoruz. Tüm projelere de açığız. Örneğin Roman vatandaşlarımızı çağırdık ve onlarla bir proje ürettik. Onların yaptığı hasırdan örgüleri pazarlamalarında destek olduk. Ürünleri satıp para kazanmalarını sağlayacağız.

Arıtma tesisimiz var. Deniz kirlenmiyor. Ama bu yeterli değil. Biyolojik arıtma tesisi yapacağız.

Sahipsiz hayvanları kısırlaştırıyoruz. Düzenli olarak aşılanıyorlar. Sokak hayvanları için bütçemizden 10000TL ayırdık. Bu dünya sadece insanların değil, tüm canlılarla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız.”

Bu söyleşiyi okuduktan sonra “Dikili’ye mi yerleşsem” dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü söyleşi bittiğinde ilk aklıma bu geldi. Ama sonra neden Ayvalık da bir Dikili olmasın dedim.

Osman Özgüven’in mahkemesi 6 Ekim 2009 Salı günü. Hepimiz o gün orada olup böyle bir başkana sahip çıkmalıyız ki başka Osman Özgüvenler de olabilsin.

Havva TAYLAN

Eylül 2009, Sayı:11 

papalina 13. sayı

papalina 14. sayı

papalina 15. sayı

Papalina Gazetesi 17. Sayı

papalina 18. sayı

Papalina 19. sayı

papalina 20. sayı

papalina 21. sayı

 papalina 22. sayı

papalina 23. sayı

  papalina 24. sayı

papalina 25. sayi

 

papalina 25. sayi

 Papalina 26. sayı

 



 

 

 

17/01/2018 Gün Ortalama:142  Bugün 70 Ziyaret var  Sitede 3 kişi var  IP:54.91.48.104